Saatin Lisanı Şiiri - Leyla Bay

Leyla Bay
132

ŞİİR


27

TAKİPÇİ

Saatin Lisanı

SAATİN LİSANI

Aranızda saniyece,
Dakikaca ve saatçe bileniniz,
Saat lisanından anlayanınız var mı ?

Ben yıllardır duvarda asılı duran,
İdamı unutulmuş bir mahkumun, bitmeyen son sözlerini,
Nefes alışlarını duyuyor gibiyim...

Her soluk görünmez bir urgan uzatıyor sesine...

Tik...
Tak...
Hasret...hasretle başlıyor söylenmeye,
Tik
Tak
Sonra kavuşamamak,
Sonra kanayan yara,
Sonra bekleyiş,
Sonra mezarı olmayan yas...diye diye cümleler kurmaya başlıyor...

Tik...
Tak...
Sokaktan gelen telaşlı adımlar yürüyor...
Sokak her gece aynı yalanı söylüyor,
Saat onun suç ortaklığını yapıyor...
Ay, gökyüzünün cebinde unutulmuş bir bozuk para,
Yıldızlar, karanlığın dikiş yerlerine batan iğne uçları,
Kaldırımlar, ayak izi mezarlıkları,
Ve siyah, ve kara, ışığın terk edilmiş evi...

Tik...
Tak...
Balkonda bedensiz canlanan çamaşırlar...
Rüzgar gömlekleri insan sanıyor,
Tutup kollarından dansa kaldırıyor...
Beyaz bir çarşaf, ölmüş birinin son arzusunu savuruyor...
Kapıdaki anahtar ürperdi,
Perdeler sokağa sırtını döndü...

Tik...
Tak...
Saniye, tırnağıyla ömrümü çiziyor,
Yelkovan, yetişemediği birinin ardından koşuyor,
Akrep, kaburgalarımın arasında dolaşan siyah bir parmak...
Sokak lambaları, eve dönmeyen gecenin nöbetçileri, arada bir göz kırpıyor...
Ben çırpınıyorum...

Ben çırpındıkça ve saatin lisanını anladıkça,
Konu yine sen oluyorsun,
Ve bir şiiri daha kalbimin masanına yatırıyorum...

Tik...
Tak...
Vaktin resmini çekiyorum gözlerime,
Sadece duvardaki saatin sesi vuruyor kalbime...

Tik...
Tak...
Kaldırdım masamdaki resmini,
Masa ağladı,
Ben ağladım,
Ama olsundu,
Bu göreceli zulüm bitsindi,
Resmine dokundum son kez,
Parmaklarımdan önce hatıralar uzandı Resmine...

Tik...
Tak...
Sonra gece,
Yine gece,
Bir hasret yatıya geliyor gözlerime her gece,
Açmadan kırılıyor kirpiklerimin gölgesinde ,
Gonca Gonca hayallerim...

Tik...
Tak...
Göğsüme sarıyorum tüm şiirlerimi,
Gözlerime vaktin resmi çakılıyor,
Dünya kapanıyor,
Gözlerim uyumuyor...
Ben aynı yerde,
Her şeyin eksilen tarafında,
Gölgem gerilerde,
Çok bilmiş ve suskun...
Şekil değiştirmiş acılarım,
Adını anmadığım vakitlerde,
Sensizlik saat olmuş,
Şu susmayan iki hecede...

Tik...
Tak...
Her tik-tak sesinin ardından,
Eskidim kendimin kendisinden,
Eksildim sevilmediğimi bile bile...
Ve dünya şahit olmadı daha öncesinde,
Bu denli derin,
Bu denli sessiz bir işkenceye...

Tik...
Tak...
Peşimi bırakmıyor, geçmişin illeti...
Zaman, adımlarımı hep geri attırıyor,
Adımlarım bin yıl geriye giderken,
Sırtımda gam heybesi,
Dudağımdan avucuma dökülen dualar,
Kurak göğüme rahmet ekiyor...

Tik...
Tak...
Hiçbir dua sökemiyor seni benden,
Küsmüyorum yalnızlığa,
İçime gömüyorum tüm yokluklarını,
Kimseyi incitmeden seviyorum,
İçine kapanan acılarımı...

Şu iki heceden çok şey öğrendim...tik-tak...
En koyu gecede,
Tek renge sığınıp oturdu ayrılık...
Oysa kavuşmalar Gökkuşağı kadar uzak ve kalabalık...

Tik...
Tak...
Bazı yaralar kanamadan büyürmüş duydum...
Meğer aşk, ikimizin kurduğu bir bahçe değil,
Benim ektiğim,
Senin terk ettiğin bir çölmüş...

Tik...
Tak...
Duyarsan bir gün bu sesi,
En çok nereden sustuysan,
O yerlerden duy beni..
Saatçe bağırıyorum seni,
Tik-tak,
Beni üzmeyi başardın,
Tik-tak,
Sana dair hikâyemin de ,
En güzel sayfasını yırttın...tik-tak...tik-tak...📌

Leyla Bay
Kayıt Tarihi : 9.09.2026 17:27:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


2016 ajandasında unutulmuş, kendini hatırlatan bir şiirin öyküsü 📌😔

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!