Zamanı paslı bir çividen astım göğsüme
Her tik tak, kaburgamda yankılanan bir mahkeme
Avuçlarımda ufalanır dünün mermeri
Gözlerim, göçebe bir yangının haritası
Suskunluğumdan başka mirasım yok bu şehirde
II.
Rüzgâr adımı yanlış telaffuz ediyor sokaklarda
Cam vitrinlerde yüzüm, başkasına ait
Bir saat kulesi yıkılıyor içimde ağır ağır
Dakikalar diz çöküyor, affı olmayan
Ve ben, gecenin nüfusuna kayıtlıyım
III.
Bir aynayı yetim bıraktım bakışlarımla
Suretim, suda boğulmuş eski bir dil gibi
Cümlelerim kırık dökük, alfabem kanar
Hatıralarımı keten bezlere sardım
Çürümesin diye yalanla tuzladım
IV.
İçimde bir ülke var, haritalarda yok
Sınırları uykusuzlukla çizilmiş
Her düşünce bir mülteci, her his kaçak
Kalbim, mühürlenmiş bir gümrük kapısı
Giriş yasak: umut ve benzerleri
V.
Sesim, terk edilmiş bir istasyon anonsu
Kimse binmez artık hecelerime
Omuzlarımda taşırım kırık bir mevsimi
Yağmur bile benden borç alır ıslanmayı
Bu yüzden kurak geçer dualarım
VI.
Kendimi bir çivisinden söktüm gecenin
Duvara asılı gölgem kaldı ardımda
İncinmiş bir ışık gibi sızıyorum aralıklardan
Beni anlayan tek şey: küf tutmuş saatler
Onlar da susmayı benden öğrendi
VII.
Sonunda adımı rüzgâra iade ettim
Bir kimliksizliğin içinde rahatladım
Küllerimden bir takvim yaptım kendime
Her yaprağı düşüş, her günü vedâ
Ve ben, olmaktan vazgeçmenin eşiğinde kaldım
Kayıt Tarihi : 1.1.2026 22:12:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!