Dudaklarında ateş vardı
Gözlerinde nem
Kalbinin olduğu yerde ise kırıklar doluydu
Ellerim yetmedi onarmaya kırıkları.
Yetmedi kurutmaya gözlerini ellerim
Kırkından sonra sev beni.
Çünkü…
Öncesinde "Sev (dim) miş" sandı yüreğim.
Bir de sen sev beni,
Bakalım ne hissedeceğim.
Çünkü…
Bir kelebek gibi konsam dudaklarına
Kıskandırsak tırtılları,
Kozasına çekilmek, kelebek olmak istesinler.
Konsam dudaklarına, yapışsam kalsam,
Kader gibi, alınyazısı gibi,
Konsam dudaklarına, çiğ tanesi gibi
Sevgi ve aşk gelir,
Kelebek gibi konar.
Bu küçük dokunuşa da
Kimse hayır dememiştir.
Ayrılırken bana
"kendine iyi bak" demişti.
Hiç unutmuyorum ki o sözünü.
Sen olmayınca ben eksiğim ki,
O kadar eksiğim ki,
Ne yürüyüşüm doğru,
Af edersiniz...
İstemeden kalbinize çarptım.
Çok üzgünüm.
Kaza işte.
Dilerim canınız yanmadı.
Çünkü benim çok acıyor...
Kimsenin çıkamadığı bir tepeydi dudakların,
Kayıp Nuh’un gemisi saklı olan tepe gibi
O kadar çok sayıkladım ki seni geceleri
Dün gece ki gibi, önceki, geçen geceki,
Geçen haftaki, hatta yıllar öncesindeki gibi
Keşke seninle tanıştığım gün
Ellerini tutmasaydım.
Ellerim artık sen kokuyor.
Sen olmadığın zamanlar
Seni öyle özletiyor ki ellerim.
Artık yıkayınca bile çıkmıyor kokun.
Ben sana tutunuyordum
Sen ise rüzgara
Tercihini rüzgar olarak seçtin
Bana da geride sadece kokun kaldı.
Senin boş bıraktığın koltuğa dokundum.
Benimle konuştu, bana seni sordu.
Sırtını kendisine yasladığından
Saçlarının kokusundan bahsetti bana.
O kokuyu çok iyi tanıyorum diyemedim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!