Ruhunu, çığlıklarla takas eden, kâbus tüccarı, renk satıcısına...
Bakışınız, diyorum; gözlerimde sancısı,
Sirenler uluyor, hâlâ bakışınızda,
Delik deşiktir uykunuz,
Geceleri, kan kırmızısı ayın altında;
Fırtınalı bir cinnet ayiniydiniz...
*
Parmaklarınız, diyorum;
Parmaklarınız, tuvale sığmıyordu, şüphesiz,
Bir çerçeveyi kırmadan, ötekini bükerdiniz,
Beyniniz alev almış; lavlarda yürümekten,
Gölgenizi astığınız duvarda, korkunuz filizlenmiş,
Bağırırken, boşluğa takılırdınız,
Yok olmaktan, ölüm gibi ürkerdiniz...
*
Bacaklarınız diyorum;
Bacaklarınızda, zaman kırığı,
Sivri uçlarla yaralı,
Suratınızda, yabancı bir maske kılığı,
Vertigo ile kavgadaydı, dengeniz...
Kuzeyin gri sisine mecnundunuz;
Viyana ve Tuna Nehri’ne de,
Sık sık, buhrana kaçardınız,
Bu bozkırda boğulurdunuz,
Uyumsuzluğunuz ve sanrılarınızla;
Nasılsa, ezelden sürgündünüz!
*
Simetrik şekilleri ve uyumlu tonları sevmezdiniz;
Akademiyi saymıyorum bile!
Boyanacak tuvalleriniz vardı,
Sunulan gerçeklere; atölyeniz dardı,
Fırçanızla, yamuk bir dünyayı çizmiştiniz,
Işık, sızamazdı üzerinize;
Daima hezeyanlardaydınız;
Munch, Schiele, Kokoschka; ille de travma; siyah...
*
Parçalandı, bütün o eğri kış,
Ağlarken; soyut somut, susarken; dramatik,
Kusarken; acınılası, bakarken; neo gotik!..
Efendim; kabul edeyim; tablonuz donuktu biraz,
Çığlığınız, duyulmuyordu; bitmişti çoktan,
Hüznünüzün altın çağı; ne çok yamalı,
Asmayın yüzünüzü; sizi kimse tamamlamaz...
Kayıt Tarihi : 30.11.2025 11:04:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!