Recep Akıl Şiirleri - Şair Recep Akıl

Recep Akıl

hava soğuk hava sisli
akşamdan kalmış gibi gün
çiğ düşmüş yaprakların üstüne
oysa toprak hayat kokuyor
salkım saçak begonvil yıldız yıldız papatya
bu bendeki karamsarlık da niye

Devamını Oku
Recep Akıl

Geçmişi hatırlamak insanda kimi zaman gülümsemelere kimi zaman da hüzünlenmelere sebep oluyor. Bazı hatıralarda ise her ikisi...

Şimdiki gençler bilmez tabi ama bizim çocukluğumuzun en gözde eğlencelerinden biriydi radyo; İstanbul ve Ankara'dan yayın yapan.

Hatırladığım kadarıyla öyle çok zengin bir program menüsü yoktu bu iki radyo istasyonunun da.

Devamını Oku
Recep Akıl


441- Kahkahalar bir bakıma saklamak zorunda olduğumuz kederlerimizin dışa yansımasıdır.

442- İnsan ne yazık ki kendini nefsine kurban etmeyi seçti.

443- Bir söz verilmişse o söz mutlaka yerine getirilmelidir. Aksi halde sözün sahibine duyulan güven yıkılır.

Devamını Oku
Recep Akıl

Sayın başbakan Türkmenlerin organize etmiş olduğu bir toplantıda kürsüye boynunda bir fularla çıktı. Kırmızı, sarı, beyaz, yeşil, mor renkleri içinde barındıran rengârenk bir fular… Göze çok hoş görünen ve Anadolu insanının o cıvıl cıvıl canlı ve dinamik halini anlatan bir renk armonisi…

Türk renkleri diye geçti aklımdan ama sonra bu düşünceye anında itiraz ettim.

Bu toprakların insanının halılarla, kilimlerle ve daha başka pek çok el işi ürünle kendisini ifade etmeye çalışırken kullandığı bu renkler sadece Türk renkleri olabilir miydi?

Devamını Oku
Recep Akıl

HASAN EL BENNA: MISIRLI SİYASİ VE DİNİ LİDER. MISIR’DA 1928’DEN BU YANA SİYASİ MÜCADELE VEREN MÜSLÜMAN KARDEŞLER (İHVANİ MÜSLİMİN) ADLI TEŞKİLATIN KURUCUSU.

Hasan El Benna 12 Ekim 1906’da İskenderiye’de dünyaya geldi. Eğitiminden sonra 1927'de Arapça öğretmeni olarak Süveyş Kanalı yakınlarında bulunan İsmailiye'de bir ilkokula atandı.

İngilizlerin ülkedeki ekonomik ve askeri varlığı açısından büyük önem taşıyan bu kentte, Müslümanları derinden sarsan olaylara şahit oldu. Mart 1928'de bir İngiliz kampında çalışan altı kişiyle birlikte İslam’ın ilkelerine geri dönüşü amaçlayan Müslüman Kardeşler'i kurdu. 1930'larda kendi isteğiyle Kahire'deki bir okula tayin edildi.

Devamını Oku
Recep Akıl

Osmanlı İmparatorluğu’nun temelindeki maneviyat harcının atası Şeyh Edebali 1206 yılında Konya Karaman’da dünyaya geldi. İlk eğitimini burada aldıktan sonra Şam’a giderek Tefsir, hadis, tasavvuf ve özellikle de İslam Hukuku’nda uzmanlaştı. Dönemim büyük Âlim ve mutasavvıflarından Mevlana Celâleddin Rumi ve Hacı Bektaş Veli’nin sohbetlerinde bulunup bunlardan feyz aldı.

Döneminin büyük âlim ve mutasavvıflarından birisi olan Şeyh Edebali, hayatını Eskişehir yakınlarında “İtburnu” adıyla bilinen köyde kurmuş olduğu zaviyede talebeler yetiştirip, halkı aydınlatmaya vakfetti. Yeseviliğin Anadolu’daki temsilcilerinden birisiydi. Anadolu esnaf ve zanaatkârlarının birliği olarak bilinen Ahilik Teşkilatı’nın şeyhiydi. Onun vefatından sonra bu şeyhliğin kime geçtiği bilinmemektedir. Ancak Daha sonraları Ahilik Şeyhliği’nin l. Murat Han’a intikal ettiği bilinmektedir.

Şeyh Edebali İslam Hukuku’nda uzman olması münasebetiyle Osman Bey’in ve ondan sonra beylik görevini üstlenmiş olan Orhan Bey’e hukuki konularla ilgili olarak bir tür danışmanlık görevi üstlenmiş, yeni kurulmuş olan devlete bu yönde destek olup yön vermiştir.

Devamını Oku
Recep Akıl

Ahmed Sihrindi, daha çok bilinen adıyla İmam-ı Rabbani ya da İmam-ı Rabbani el- Faruki el Serhendi… İslam âlimi ve müceddidi… Tasavvuf önderi…

1564 yılında o zamanlar Babür İmparatorluğu’nun egemenliği altında bulunan Hindistan’ın Serhend şehrinde doğan İmam-ı Rabbani İslam’ın 4 büyük halifesinden ikincisi olan Hz. Ömer bin Hattab’ın soyundan gelmektedir. Nakşibendî tarikatının Müceddidiyye koluna mensup olmakla birlikte Kadiriyye, Çeştiyye tarikatlarınca da saygın bir yere sahiptir.

Ariflerin ışığı, velilerin önderi, İslam’ın bekçisi ve Müslümanların baş tacı İmam-ı Rabbani Hazretleri, İslam âlemi tarafından ikinci bin yılın müceddidi (müceddidi-i elf-i sâni) ve müçtehidi olarak kabul görmüştür.

Devamını Oku
Recep Akıl

PORTRELER 18 -> NALINCI BABA* HAZRETLERİ

Sultan III. Murad Han bir gece garip bir rüya görür. Görmüş olduğu bu rüyanın tesiriyle mahzunlaşır içine kapanır. Neden sonra kalkıp tebdili kıyafet giyinerek Veziriazam Siyavuş Paşa’yı da yanına alarak saraydan ayrılır ve düşer yola. Yürüyüşündeki kararlılıktan da anlaşılacağı gibi nereye gittiğini bilerek yol almaktadır.

Bir süre sonra Beyazıt’a gelirler. Oradan da Vefa tarafına dönerek Unkapanı’ndan Zeyrek’e ulaşırlar. Zeyrek civarlarına geldiklerinde Sultan lll Murat Han adımlarını yavaşlatır ve çevresini dikkatlice inceleyerek yürümesini sürdür. Derken küçük bir meydana çıkarlar. Meydanda bir kalabalık vardır. Aradığı bir şeyi bulmuş gibi kalabalığa doğru yönelen Sultan yerde kalabalığın çevrelediği bir cesedin yattığını görür.

Devamını Oku
Recep Akıl

Hamza bin Abdülmuttalib peygamberimiz efendimiz aleyhisselâtu vesselamın amcası ve aynı zamanda sütkardeşidir. İlk Müslümanlardandır. Künyesi Ebu Ammare’dir. “Esedullah” (Allah’ın aslanı) olarak da bilinir. Annesi Hale Efendimiz aleyhisselâmın sevgili annesi Hz. Âmine validemizin amcasının kızıdır. Hz. Peygamberimizden 4 yaş büyüktür. Hicretten yedi yıl önce 615’te Müslüman oldu.

Hz. Peygamberimize tebliğ görevi verilmesinin ardından efendimiz aleyhisselâm bu işe ilk olarak en yakınlarından başlamıştı. Fakat Hz. Hamza Efendimizin bu tebliğine önceleri olumlu bir cevap vermemişti. İyi bir avcı olan Hz. Hamza yine bir av dönüşü Rasulullah’ın Ebu Cehil’in hakaretlerine maruz kaldığını duyunca Ebu Cehil’i bulup yaraladı ve orada her kesin içinde kendisinin de artık Müslüman olduğunu söyledi.

Bu yaralama olayı sırasında Hz. Hamza orada bütün Mekkelilere meydan okumuş, bu meydan okumaya hiç kimse karşılık verememişti. Hz. Hamza’nın bu cevvalliği ve güçlü duruşu, üstüne üstlük bir de Müslüman olduğunu söylemesi zaten bir avuç Müslüman’a büyük moral olmuş, müşriklerin de gözünü korkutmuştu.

Devamını Oku
Recep Akıl

Matematik, fizik, mühendislik ve astronomide çağının en önemli alimlerinin başında gelen ve dahi fiziksel optik, meteorolojik optik, katoptrik, diyoptrik, yakıcı aynalar, gözün fizyolojisi ve algısal psikoloji alanlarında da araştırmalar yapmış batılıların ‘Alhazen’ olarak bildikleri İbn-i Heysem 965 yılında Basra'da doğdu. Tam ismi Ebū Alī el-Ḥasan ibn el-Ḥasan ibn el-Heysem’dir.


Öğrenimine Basra'da başladı. Zamanının yüksek din ve fen ilimlerini de burada öğrendi. Tahsilinin tamamladıktan sonra, Bağdat'a giderek özellikle; matematik, fizik, mühendislik,
astronomi, metalürji gibi pozitif bilimleri de öğrenip, şöhrete kavuştu.

Devamını Oku