Büyük bir hava alanının bekleme salonunda, genç bir bayan uçağına binmek üzere bekliyordu. Uçağın hareketine saatler olduğu için zaman geçirmek amacıyla bir kitap ve bir paket küçük kurabiye satın aldı. Dinlenmek ve kitabını okumak için VIP salonunda bir koltuğa yerleşti.
Yanındaki koltuğa da kendisinden sonra gelen bir adam oturdu; dergisini açıp okumağa başladı. Genç kadın elindeki kitapla meşguldü. Bir ara uzanıp sehpanın üzerinde duran kutudan bir kurabiye aldı. Adam da bir tane aldı. Bayan çok rahatsız hissetti kendisini ve
- Sinir bir şey! Havamda olsaydım bu cüretinden dolayı onu yumruklardım! Diye düşündü.
Günlerden bir gün, köylerden birinde, bir adamın eşeği kör kuyulardan birinin içine düşmüş. Niye düşer, nasıl düşer diye sormayın. Eşek bu, düşmüş işte.
Hayvancık saatlerce acı içinde kıvranmış, anırmış, sesini duyurmaya çalışmış. Derken eşeğin sahibi gelmiş kuyunun başına. Bakmış zavallı eşek kuyunun dibinde melül mahzun bakınıyor. Üstelik de yaralı.
Bir hal çaresi düşünürken bir koşu gidip köylüleri yardıma çağırmak gelmiş aklına.
Bir gün cihan padişahı Kanuni Sultan Süleyman Han, Yahya Efendi hazretlerine bir hatt-ı şerif gönderir. Hatt-ı şerifte “Ağabey, sen ilâhî sırlara vakıfsın, bilirsin. Kerem eyle de bize Osmanoğulları’nın akıbetinin ne olacağını haber ver. Nesli kesilip yok mu olacak, olmayacaksa ne âlâ, yok eğer olacaksa, bu hangi sebepten olacak?” diye yazıyordu.
Hatt-ı şerifi okuyan Yahya Efendi eline kalem kâğıt alıp; “Sultanım, neme gerek,” diye yazıp Kanuni’ye gönderdi.
Kanuni, Yahya Efendiden gelen mektubu okuduğunda hayretler içinde kaldı. Gelen cevaptan bir şey anlamamıştı. Derhal bir kayık hazırlanmasını emretti ve bu bilmece sözün manasını anlamak için Yahya Efendi’nin dergâhına geldi.
Afrika’da çalışan bir antropolog yerli bir kabilenin çocuklarına bir oyun oynamayı önerir. Ağacın altına koymuş olduğu meyvelere ilk ulaşan çocuk meyveleri yiyecektir.
Antropoloğun işaret vermesiyle birlikte çocuklar el ele tutuşup hep birlikte ağaca doğru koşmaya başlarlar ve hep birlikte meyvelere ulaşıp oturur yine hep birlikte meyveleri yerler.
Antropolog şaşkındır. Çocuklara niçin böyle bir şey yaptıklarını sorduğunda aldığı cevap dersliktir.
_________________annem için
yatsam bir gece
bütün kederlerimle birlikte
bu yorgun bedenimi
bıraksam yataklara
Elif, Arapça’nın ilk harfidir.
Alfabetik özelliği itibariyle kendisine soldan bir harf bağlanmaz. Diğer harflerle sadece sağdan birleşir.
Âdem aleyhisselâm Şeytan tarafından kandırılan Havva validemizin telkinlerine kanıp kendisine yasaklanmış olan meyveyi yiyerek Allah’ın (c.c.) emrine karşı gelmemiş olsaydı Havva validemizle birlikte Cennet’ten çıkartılıp Dünya’ya gönderilmeyeceklerdi.
Ve tabi bu durumda sonsuz bir hayatı Cenabı Hakk’ın (c.c.) onlara lütfetmiş olduğu şekilde yaşayıp gidecekler ama nasıl büyük bir nimete kavuşturulduklarının idrakine de asla varamayacaklardı.
Ne zaman ki işlemiş oldukları günah sebebiyle Dünya’ya gönderildiler, işte o zaman ne kaybettiklerini anlayıp, idrak ettiler ama iş işten geçmişti.
Yaşadığı süre içinde önüne çıkan imkânlardan ve seçeneklerden hangisini kabul edip, etmeyeceği konusu kişinin kendi kararlarıyla ilgili bir durumdur.
Günü gelip mizan kurulduğunda herkes yapmış olduğu tercihler sebebiyle her şeyin tek ve mutlak sahibine mutlaka ama mutlaka hesap verecektir.
İşte bu yüzden hayatı boyunca insanın önüne çıkan sebepler o nihai değerlendirmenin daha bugünden ortaya çık(arıl)mış sınav sorularıdır.
Koalisyon güçlerinin Suriye'deki DAEŞ terör örgütünü bitirmek isteyeceğini ben hiç düşünmüyorum. Çünkü DAEŞ'in silahlı gücünün neredeyse tamamı dışarıdan gelmiş yabancılardan oluşuyor.
DAEŞ eğer bölgeden sökülüp atılırsa bu savaşçılar boşta kalacaklar. Boşta kalan bu militanların geldikleri ülkelere geri dönmeleri halinde (ki başka ne yapabilirler) köşelerine çekilmeyeceklerini bilmek için kâhin olmaya gerek yok.
Her türlü kullanıma açık olan bu militanları kullanmak isteyenler bir yerlerden çıkabilir ve bu birileri Avrupa ve ABD'yi kan gölüne çevirmek isteyebilir.
Hayat insanoğluna Allah'ın bahşettiği en güzel nimettir.
Ve yalnızca hayattayken onu değerli kılabilir.
İnsanız, elbette bu dünyanın nimetlerinden faydalanacağız.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!