şiir gibi konuştun yine
şair kokuyor şu dilin
peki, şirin herşey, sülün
tövbe de, hani şuur?
yüreğin ur bağlıyor, irin
En başında başlar bir bebikonun çığlığı
Alfa Romeo
İşler karışır, sarpa sarar delikanlı olunca
Beta Romeo
Bil bakalım, kare mi?
Hâre mi yoksa, alev gibi?
Vursa kafan, ne çare
Kefen giyer mi ruh?
Bazı sabahlar, akşamdan kalmadır
Doğuda açana cirit atmadır
Batıya kaçansa düş kapıma kilit
Her daim kızıla çalan bir divit;
Ya geceden dürmedir ahit
Yarım umudu sarmadır yahut
çulu, tül; dilen anam;
umudunu al cebine, yele çal;
el kapısı, kilit olur yazına; üşü!
heybe çölü geçende, su niye?
hadi, kum ele; taşına söv!
çıkını kevgir; ilen döle!
Nasıl unuturum küçüklüğümü?
Bir çocuk ne isterse ondan, belki üç beş kuruş,
Belki de kısa pantolon, elbette yeter
Bir Lunapark bileti için neler vermezdim bir zamanlar,
Şimdi ise, neler oluyor bana, kimbilir?
Şaire küsmeli gece
Şiir, ızdırap çekmeli
Yoksa kırbaç,
Kuşları uçurmalı sesiyle
Dil konuşturulmalı.
ne bileyim ayrı gayrılığı, ben?
sinem, ayakbağı;
-giyen, anlar!
kılıç balığı, yâr!
-mimlendim!
ne kötü üşürdüm ayazında, bilsen
öyle dayanılmaz bir hal alırdı ki tipi'n,
yoluma düşen kardan adamların tümünü, hiç dinlemeden
bilinç altıma süpürdüm.
sanki dağlara çıksan özgür olurdun, hani?
Salla dilin şerre, hadi durma!
Çarpar bir yere nasıl olsa
Kafana zerre onca bilgin
Sana köstek, be usta!
Nurunu döke inci kitabın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!