Geceler yanar mı? bir kibrit, bir çakmakla? Hadi yaktık diyelim be dost. Gündüzleri üzülmez mi? bu insanlar… Anılar silinir mi? bir silgi, bir temiz sayfayla? Hadi sildik diyelim be dost. Cezası büyük olmaz mı? hatıraların…
Yaşanılanlar unutulur mu? bir şarkı, yeni bir aşkla? Hadi diyelim unuttuk be dost. Ne farkı kalır unutalanın unutanalardan…
Ben her gece seni çıkartıyorum,
Gittiğin gün seni usulca içime koyduğum yerden,
Ve sonra aynı hassasiyetle koyuyorum yerine.
Ne İncil istiyorum, nede kırıl,
ben senin yerine hepsini yaşamaya seninleyken de razıydım biliyorsun...
Sahi sen hiç düşünmüyor musun beni?
Seni burda öpmüştüm hatırlıyor musun? Sana ilk burda sarılmıştım hatırlıyor musun? Herşey burda başlamıştı aylardan temmuzdu ve sen temmuz ayına o sıcağa rağmen titremiş tin sana sarıldığımda, alnından öptüğümde öyle güzel gözlerin kapanmıştı ki sana kedicik demeye o zaman başlamıştım ve öperken benimde içim titremişti.
İlk trenden indiğinde senden saklanmıştım ve uzun uzun seni izlemiştim kenarda öyle masumca yürüyordun ki içimdeki bütün kuşları özgür bırakmıştım o anda, sen gişenin oraya geldiğinde beklemeye başlamıştın sağına soluna tebessüm ederek nerde bu adam diye bakarken, ben ise sana dalmış içinden geçenleri düşünüyordum…
Acılardan saklanıyorum
saklambaç oynar gibi
ne zaman sobeleneceğim kim bilir...
hayatın oyun kısmındayım
gülüp geçiyorum sadece,
sana sen diye başlayan şiirler yazmıyorum artık
İçim acıyor sevdiğim sen üzülünce
Şehirler arasını yakasım geliyor.
Beni sana uçurmayan uçakları,
Otogardan kalkıp beni sana kavuşturmayan otobüsleri,
Bin parçaya çeviresim geliyor…
Sana sarılmak, inanıştı aşka…
Kokun vururdu geceye, nefesim yankı olurdu.
Tenine dokunduğum an, çiçek açardı içimde,
Hatta çiçekler bile kıskanırdı seni—susardı.
Gözlerinde bir gökyüzü vardı, kayboldum izinde,
Sarılmak çözüm olabilirdi tüm yıpranmışlıklara,
Sarıl o zaman içimin sen yanının ağrısı dinsin…
bak üşüyorum bahanem de yok oysa,
Sarılmaya az kala sana sesleniyorum,
Duy beni yüreğinde fırtınalar kopartmaya geliyorum.
Şehrinde biz olmak adına ne var ise yaşanacak olanları,
Yeni bir mevsimde, beşinci mevsimizde yaşatmaya geliyorum.
Ağlamaklı bir gecenin sonunda,
Sabaha karşı yine sen vardın aklımda,
Olmadı… unutamadım,
Kendimi senden kurtaramadım…
Savruldum rüzgârında,
Şehr-i İstanbul‘u saçlarına takıp,
Vapurda eski bir zaman düşün
Martıların çığlıklarında umutlar
Vapurun sesin de en güzel şarkılar…
En güzel çiçek, gülüşünde tutunur birden bire…
Ve şehirde bir aydınlık olur…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!