Gazel döken şu ömrün sonbaharı biterken,
Aşk dolu bir yürekle, sevdaya ışık yakmak,
Karanlığın içinden tatlı tatlı eserken,
Zor gelirmiş insana, umuda kibrit çakmak.
Sessizce gelip geçer ömrün acı günleri,
Her gelen fırtınada gönül arar dünleri,
Sarmalar ruhumuzu, çaresizlik anları,
Ağır gelir kalpleri, bir meçhule bırakmak.
Herkes akıl dağıtır, sen yolunu çizerken,
Kimse bilmez içini, sen reftare gezerken,
İncecik bir bakışla her efkârı sezerken,
Bir tatlı tebessümle, kin ve nefreti yıkmak.
Belki bir derman olur, dersin dertli haline,
Teslim edersin kalbi, bir vicdanın eline,
Bir taraftan düşerken, her gün elin diline,
Bir gönlün yamacından, sonsuz semaya çıkmak.
Her an hissedilirdi, ruhun o tatlı demi,
Suskunlaşan o diller, çekerdi hep elemi,
Esen şu fırtınalar, savururken alemi,
Sonsuz bir sevgi ile çorak bir gönle akmak.
Mavi bir düş kurulur, yıldızların altında,
Isınır cümle alem, sevdanın kanadında,
Uzaklardan görünen, bir huzur var adında,
Ne güzel bir dilektir, kalplere sevgi ekmek.
Yıllardır sinesinde, kor taşıyan bir gönül,
Artık huzur renginde, açardı her renkte gül,
Çileyle pişen ruhun, sevdası olurken bal,
Kabus gibi geceye, renkli rüyalar dökmek.
Ne dünün sızısı var, ne de yarına kaygı,
Sevgi ile birleşen, iki gönülde saygı,
Aşkla dolan kalplerde, dillenir en pak duygu,
Bunca çileden sonra, vaktiydi güle bakmak.
Kayıt Tarihi : 24.10.2026 23:05:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Andeliplehece.blogspot.com




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!