YAZIK OLDU KARAGÖL'E
Havasına toprağına
Zehir atar zehir saçar
Suzuz musuz yollarına
DEDEMİN YEL DEĞİRMENİ.
Bulgaristan,Akkadınlar ilçesi,kamerler köyünde Dedemin kendi eliyle yaptığı evlerin yerini.Eski fotğrafları gördüm.1900 lü yıllarda,Önü balkonlu çatısı kiremtli mükemel bir ev Yazlağlar,Yel değirmeninden kalıntılar.Rahmetlik babam at arabalarıyla sıvanak kuyularından fıçılarla su taşır.Tüm Kamerler köylülerinin kaderi budur.Babam rüyasında kapılarının önde suyu görür ve dedeme rüyasını anlatır.Bu rüyadan sonra.O zamanlar Su bulunmayan köyde kazma kürekle deşilen kuyu.Kenetlenmiş şekilde bir minare örümüyle örülen Kuyunun taş duvarı.Türkiyeden Geldiğim,Ömer ustanın torunu olduğumu duyan yaşlılarda Bir genç canlığı heycaıyla bana yol göstermelrei,İlgilenmeleri beni mutlu kıldı..Şimdikinin Mühendisiydi.Yaptığı değirmenlerin projesin kendisi çizer .Değirmeni kendi kurardı dedier.Bir hafta Boyunca,köyün yaşlılarını ziyaret ettim.Çevre köylerden Avdullara Çlere gittim.Hemn hepside dedemi babamı tanıyordu.Yaşlı nineler.Ömer ustanın kapısında çok çalıştık.Tütün tarlasına giderdik dediler.Bağzı yaşlılar.mahlenin ismi şimdi bile Ömer Usta mahlesi olark geçer dediler.
Yemini verdiğin kuş,
Ekmeğini paylaştığın kediyle köpek,
Başını okşayıp güldürdüğün çocuk…
Bir de bir fidan büyütmediysen,
Göğe doğru uzattın mı bir gölge,
Toprağa emanet ettin mi bir bahar?
TAŞLARI YERİNDEN OYNAMASIN.
Oynamasın taşları oynamasın yerinden
O yıkık örenlerin silinmez anısı var
Sende geçti çocukluk hem gençlik yılarım
Yıllar yılı atamam silimnmez anısı var.
Bayraklı Tepe
El ele verelim sahiplenelim
Bir ormana dönsün Bayraklı tepe
Fidanlar dikelim suyun verelim
Yeşerip boy versin Bayraklı tepe.
Yeşil Dua
Toprakta saklıdır bin yıllık sırlar,
Bağrında uyanır taze baharlar.
Dalların zikridir esen rüzgârlar,
Huzuru fısıldar yeşil yapraklar.
Kaç kez aşık oldum sokaklarında
Türlü çiçek açtı ovalarında
Ben benden geçerdim her baharında
Yaz baharı kışı Güzel GEMEREK
Bir bitmez sevdasın Yeni Gemerek
YEŞİL GEMEREK, KIRAÇ GEMEREK: BİZ BUNUN NERESİNDEYİZ?
Gemerek'imizin manzarasına şöyle bir baktığımızda, gözlerimizi iki zıt tablo karşılıyor. Irmak Bucağı köyleri, yemyeşil örtüsüyle insanın içini ferahlatırken; Boğaz köyleri ise kıraç, bozkır bir görünümle karşımızda duruyor. Peki, nedir bu iki yakayı birbirinden bu denli ayıran? Havasından mı, suyundan mı, toprağından mı kaynaklanıyor bu fark? Yoksa asıl mesele, insan kültürü ve ağaca bakış açımız mı?
Ne olursa olsun, şu gerçeği kabul etmeliyiz: İnsanımızın ağacı sevmesi, koruması ve ona sahip çıkması gerekir. Yağmur duasına çıkmaktan daha etkili, daha kalıcı bir dua var mıdır? Ağaç dikmek, toprağı yeşille buluşturmak, en güzel ve kabul olmuş bir niyaz değil midir?
Yeşil gözlerine daldıkça,
Kendimi kaybediyorum.
Hercai bakışların, bir serap gibi.
Yıllar da geçse, o bakışlar hep aynı,
Hercai ve dumanlı...
Yeşil Gözlüm (Karagöllü TURAL Söyleşisi)
I.
Çağırmışsın gurbet / ellerden beni,
Duyunca sesini / coşar gelirim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!