Nöbeti Bekler Şiiri - Kasım Kobakçı

Kasım Kobakçı
3166

ŞİİR


7

TAKİPÇİ

Nöbeti Bekler

Mızrabım dokunur, gergin kirişe,
Bir ocak sönerken, ruh göçer gider.
Dökülür ezgiler, o kanlı dişe,
Kartallar çığrışır, analar keder.
*
Töresine karşı gelmenin, hazzı,
Gürleyen o göğün, duyulur ağzı,
Bozkırın titreşen, sönük yıldızı,
Altında demirden atlar, kükrerler.
*
Yad elin, özüme değmesi gibi,
Kopuzun bağrıma, vurması andır.
Öyle bir tutku ki, yoktur sahibi,
Gök Tengri buyurur, hükmü yamandır.
*
Bir ocak sönerken, ruh göçer gider,
Düşer topraklara, sessiz bir keder,
Tüm evren o anda, nöbeti bekler.
*
Nöbet bekler dağlar, kurtlar uyumaz,
Ezgiler saplanır, Kam'ın döşüne.
Tabiat Ana ki; sırrını duymaz,
Kapılır gidenin, gizli düşüne.
*
Her şey, sana bakan erin hülyası,
Şu üç parmağımın, sazla dünyası,
Her şey, sana inen, göklerin yası,
Akan şu alemin, sensin manası.
*
Demem o ki sana, ey gökçe çiçek,
Uçmağ'ı en kutlu ödül, saymam ben.
Bağlılığım ulu, hem de tek gerçek,
Tüm varlık mülküne, inan değişmem.
*
Bu tutku, imkansız bir marifettir,
Sana baş eğdiğim, tek zafiyettir,
Bu, benim özümden gelen niyettir.
*
Aka kara derim, buza kor ateş,
Kopuza mızraptır, bükülen teller.
Bu tutku dünyada, her şeye kardeş,
Ne dağlar dayanır, ne esen yeller.
*
İşte bu yüzden ki, tel kopsa eğer,
Bir ocak sönerken, ruh göçer gider,
Tüm evren o anda, nöbeti bekler.
*
Yıldırımlar düşer, şimşek çakınca,
Korkutur ovalı, dağlı olanı.
O mavi boşluğa, şaşı bakınca,
Görürsün ardında, saklı yalanı.
*
Her vuruş, yazgıya bir çentik atar,
Güneş ufuklardan, kan gibi batar,
Sanma ki bu devran, sonsuza yatar,
Uyanır uykudan, cansız taşlar da.
*
Rüzgarın ıslığı, bir kamçı sesi,
Sürer atlarını, sonsuzluğa dek.
Kesilir o anda, yerin nefesi,
Kalmaz ortalıkta, ne el ne etek.
*
Sadece o ritim, duyulur o an,
Damarda dolaşan, deli asil kan,
Senin suretindir, karşıda duran,
Bozulur o büyü, bozulur ahenk.
*
Yayla dumanlanır, sisler çökünce,
Göz gözü görmez hiç, yollar silinir.
Ayın şavkı, suya birden dökünce,
Eski bir kehanet, gerçek bilinir.
*
Benim bu yaptığım, çağrı gibidir,
Derin sulardaki, ağrı gibidir,
Yalnızlar yurdunun, bağrı gibidir,
Mühürlenir diller, susar kainat.
*
Geriye ne kalır, külden başka hiç,
Savrulur gideriz, yel kanadında.
Sunduğum, bu zehirli kımızı iç,
Tadı kalacaktır, hep damağında.
*
Ne şaman kurtarır, ne de bir baksı,
Yüzünde belirir, ölümün aksi,
Göklerden duyulur, o korkunç raksı,
Tamamlanır ayin, biter hikaye.
*
Mızrabım son bir kez, vurur kirişe,
Siyah beyaza zıt, sıcağa soğuk.
Dökülür ezgiler, o kanlı dişe,
Nefesler kesilir, sesler hep boğuk.
*
Değerler dengiymiş, benim bu hissim,
Koparsa o telim, silinir ismim,
Bir ocak sönerken, kaybolur cismim,
Tüm evren o anda, nöbeti bekler...

Kasım Kobakçı
Kayıt Tarihi : 23.1.2026 23:12:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!