Nöbeti Bekler Şiiri - Kasım Kobakçı

Antoloji.com mobil uygulaması Şiirler, şairler, mesajlarınız ve gruplarınız telefonunuzda. iPhone ve Android için ücretsiz. Uygulamayı İndirİndir
Kasım Kobakçı
5415

ŞİİR


13

TAKİPÇİ

Nöbeti Bekler

Mızrabım dokunur, gergin kirişe,
Bir ocak sönerken, ruh göçer gider.
Dökülür ezgiler, o kanlı dişe,
Kartallar çığrışır, analar keder.
*
Töresine karşı gelmenin, hazzı,
Gürleyen o göğün, duyulur ağzı,
Bozkırın titreşen, sönük yıldızı,
Altında demirden atlar, kükrerler.
*
Yad elin, özüme değmesi gibi,
Kopuzun bağrıma, vurması andır.
Öyle bir tutku ki, yoktur sahibi,
Gök Tengri buyurur, hükmü yamandır.
*
Bir ocak sönerken, ruh göçer gider,
Düşer topraklara, sessiz bir keder,
Tüm evren o anda, nöbeti bekler.
*
Nöbet bekler dağlar, kurtlar uyumaz,
Ezgiler saplanır, Kam'ın döşüne.
Tabiat Ana ki; sırrını duymaz,
Kapılır gidenin, gizli düşüne.
*
Her şey, sana bakan erin hülyası,
Şu üç parmağımın, sazla dünyası,
Her şey, sana inen, göklerin yası,
Akan şu alemin, sensin manası.
*
Demem o ki sana, ey gökçe çiçek,
Uçmağ'ı en kutlu ödül, saymam ben.
Bağlılığım ulu, hem de tek gerçek,
Tüm varlık mülküne, inan değişmem.
*
Bu tutku, imkansız bir marifettir,
Sana baş eğdiğim, tek zafiyettir,
Bu, benim özümden gelen niyettir.
*
Aka kara derim, buza kor ateş,
Kopuza mızraptır, bükülen teller.
Bu tutku dünyada, her şeye kardeş,
Ne dağlar dayanır, ne esen yeller.
*
İşte bu yüzden ki, tel kopsa eğer,
Bir ocak sönerken, ruh göçer gider,
Tüm evren o anda, nöbeti bekler.
*
Yıldırımlar düşer, şimşek çakınca,
Korkutur ovalı, dağlı olanı.
O mavi boşluğa, şaşı bakınca,
Görürsün ardında, saklı yalanı.
*
Her vuruş, yazgıya bir çentik atar,
Güneş ufuklardan, kan gibi batar,
Sanma ki bu devran, sonsuza yatar,
Uyanır uykudan, cansız taşlar da.
*
Rüzgarın ıslığı, bir kamçı sesi,
Sürer atlarını, sonsuzluğa dek.
Kesilir o anda, yerin nefesi,
Kalmaz ortalıkta, ne el ne etek.
*
Sadece o ritim, duyulur o an,
Damarda dolaşan, deli asil kan,
Senin suretindir, karşıda duran,
Bozulur o büyü, bozulur ahenk.
*
Yayla dumanlanır, sisler çökünce,
Göz gözü görmez hiç, yollar silinir.
Ayın şavkı, suya birden dökünce,
Eski bir kehanet, gerçek bilinir.
*
Benim bu yaptığım, çağrı gibidir,
Derin sulardaki, ağrı gibidir,
Yalnızlar yurdunun, bağrı gibidir,
Mühürlenir diller, susar kainat.
*
Geriye ne kalır, külden başka hiç,
Savrulur gideriz, yel kanadında.
Sunduğum, bu zehirli kımızı iç,
Tadı kalacaktır, hep damağında.
*
Ne şaman kurtarır, ne de bir baksı,
Yüzünde belirir, ölümün aksi,
Göklerden duyulur, o korkunç raksı,
Tamamlanır ayin, biter hikaye.
*
Mızrabım son bir kez, vurur kirişe,
Siyah beyaza zıt, sıcağa soğuk.
Dökülür ezgiler, o kanlı dişe,
Nefesler kesilir, sesler hep boğuk.
*
Değerler dengiymiş, benim bu hissim,
Koparsa o telim, silinir ismim,
Bir ocak sönerken, kaybolur cismim,
Tüm evren o anda, nöbeti bekler...

Kasım Kobakçı
Kayıt Tarihi : 23.01.2026 23:12:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!