Sabırla, iştiyakla tuttuk orucumuzu
Ramazan bayramınız mübarek olsun dostlar!
Yalnızca Yaradan'a açtık avucumuzu
Ramazan bayramınız mübarek olsun dostlar!
Mevlâ bugün ruhları rahmetiyle kuşattı
Sayılı gün çabuk geçer
Ramazan göçtü gidiyor
Vakti dolan elbet göçer
Ramazan göçtü gidiyor
Topladı tası, tarağı
Ramazan geldiğinde gönül arınır kirden
Biz mi oruç tutarız, oruç mu bizi tutar?
Nefsin kölesi beden, kendine gelir birden
Biz mi oruç tutarız, oruç mu bizi tutar?
Burcu burcu kokunca gonca gülümüz bizim...
Ümmet gafletten uyansın
Ramazanın hürmetine
Kalbimiz nura boyansın
Ramazanın hürmetine
Mazlumun acısı dinsin
Gönül felâha kavuştu
Ramazanın ikliminde
İblis ortadan savuştu
Ramazanın ikliminde
Gönüller sürura erdi
Toplar yüz bir pare patlar
Ramazanın şerefine
Melekler bizleri kutlar
Ramazanın şerefine
Kul oruca niyetlenir
Devran döndükçe yaklaştı
Ramazanın son günleri
Arındı ruh, kalp (p)aklaştı
Ramazanın son günleri
Leyle-i Kadr düştü yola
Oruç ayı nuruyla kâinatı kuşattı
Bîçâre gönüllere manevî haz yaşattı
Onunla tamam oldu örselenmiş yanımız
Bu huzur ikliminde mutlandı her anımız
İftar vakti çözüldü lâl ü ebkem dilimiz
Can buldu seherlerde solgun gonca gülümüz
Ufukta göründü hilâl
Kalpleri terk etti melâl
On dört asır evvelinden...
Ezanı okudu Bilâl
Hakk'tan bize ihsan oldu
ÂH O ESKİ RAMAZANLAR!...
M.NİHAT MALKOÇ
Geçmişe özlem duymak insanın doğasında vardır. Ne hikmetse her konuda geçmişe özlem duyarız. Bununla beraber yaşadığımız andan da şikâyet eder dururuz. Oysa daha evvel, bugün özlem duyduğumuz geçmişten şekva ederdik. Nostaljiye meraklı bir milletiz. Gerçi dünle bugünü karşılaştırdığımızda bugünkü hayatımızın düne göre daha çok yozlaştığını görüyoruz. Onun için nostalji arzusu içerisinde olanlara hak vermemek elde değildir.
Eskiden insanlar ramazanı büyük bir arzu ve heyecanla beklerdi. Ona madden ve manen hazırlanırlardı. Özellikle Şaban ayının son günleri herkesi bir telaş alırdı. İnsanlar ramazanın başladığına dair müjdeyi vermek için gece gün demeden hilali gözlerlerdi. Çünkü İslam inanışına göre Ramazan ayı, her yıl hilalinin doğuşuyla başlar. Hilali ilk gören; kendini bahtiyar sayar, müjdeyi Müslümanlara iletirdi. Şer’iye mahkemelerinde kadılar, müftüler sabahlara kadar nöbet tutup Ramazan müjdecisini beklerlerdi. Kimsenin içinde şüphe kalmazdı. Gerçi günümüzdeki modern rasathaneler bu meseleye bilimsel bir çözüm getirmiştir. Fakat bazı İslam devletleri eski huylarını devam ettirmekte, ramazana bir gün evvel veya bir gün sonra başlamayı marifet saymaktadırlar.
Çoğumuz günlük hayatın karmaşası içerisinde yok olan değerlerimizi ne kadar da arıyor ve de özlüyoruz. Eski ramazanları hatırımıza getirdiğimizde onları bir nostalji fırtınası olarak zihinlerimizde yaşatıyoruz. Çünkü günümüzde ramazanların içi boşaltıldı, heyecanı ve coşkusu kalmadı. Oysa eskiden ramazan yaklaşırken herkesi bir heyecan sarardı. Alış verişler ve genel temizlikler yapılırdı. Ramazanı adına yaraşır şekilde karşılamak için herkes seferber olurdu. Ramazan hayatımıza renk ve ahenk katardı. Ya şimdi, bunların hangisi yaşatılıyor?




-
Ahmet Güngör
-
Hamiye Alkış
-
Necmi Ünsal
Tüm YorumlarBir balıkçıymışım karadaki,
üzülmüştüm halbuki,
anana babana derinden
tatlı babanın götünden
Balıklar gelir gider,
önemli olan unutmaktır derinden.
anana gireyim götünden sevmediysen götünden
Antoloji ile tanışalıdan beri M.Nihat Malkoç u çok okudum. Akıcı uslubuyla yazılmış her türlü yazısını takip etmeye çalışıyorum.Güzel,anlaşılır bir dille bilgi dehasını harika bir şekilde kullanarak, Türkiye nin şu anda içinde bulunduğu gerçekleri, bütün açıklığı ile kaleme alabilen ender bir evlat ...
Antolojide yeni tanıdığım şiirleriyle temayüz etmiş ender
şahsiyetlerden biri.
Şiirleriyle ustalığını mısra mısra ortaya döküp sergilemiş
kuvvetli bir kalem.
O'nun şiirlerinde madde ile mananın ahengini görürsünüz.
Selam olsun şair yüreğine...
Selam olsun şair do ...