Nihat Gülle Şiirleri - Şair Nihat Gülle

Nihat Gülle

Meskenettir yaraşan insana
Çünkü benlik yaraşır şeytana
Şinasi
Meskenet,uyuşukluk sünepelik,tembellik anlamına alınmamalıdır.Zira tasavvufta meskenet yani miskinlik apayrı bir anlam kazanır.Örneğin Yunus EMRE kendisini bir çok şiirinde miskin olarak tanıtmış bu mahlası taşımaktan adeta onur duymuştur.
Miskin Yunus var yarına,Koma bu günü yarına şeklindeki beyitleri ile meşhurdur.
Tasavvufta meskenet; Hakkın gerçek fail olduğunu bütün kainatta ve kendisinde işleyenin,görünen her şeyin onun bir tecellisi olduğuna,hayal içinde alan veren,giden gelenin Hak olduğuna inanıp,ef’alini,sıfatını,zatını Hakka vermek demektir.Bu neden gereklidir derseniz,varlığın özü kaynağı

Devamını Oku
Nihat Gülle

Karanlık sardı dünyayı
Unuttuk güzel rüyayı
Soldurduk güneşi ayı
Meş'um sona gidiyoruz

Kur'an çekildi göklere

Devamını Oku
Nihat Gülle

Melamet hırkası kulun Haktan gayri bildiği tüm nefsaniyetinin varlığının yakıp kül eden manevi bir hırkadır.Mürid zikrullahı aldığı anda verenin alanın ve zikrullahın Hak olduğunu fark ederse onun kendisinin zannettiği efal sıfat ve zatı Zatı Hak ta erir kül olur.
Cümle varlığın ve benliğimizin Haktan olduğunu anlayıp Ona dönen kişinin Cenab ı Hak ta yok olmasıyla ancak hakikate erilir.Ölmezden önce ölme hali yaşanır.Kişi şirk sekrinden temizlenir arınır.Bu hale erişen kişinin hadis i kutside bildirildiği üzere 'Kulum bana nafilelerle öyle yaklaşır ki,ben onun gören gözü tutan eli işiten kulağı olurum' yukarda verilen hadisi kutsi gereğince kulun gören gözü tutan eli işiten kulağı olur Cenab ı Hak.Ondan görür Ona bakar Onu görür.Kendi benliğiyle kalan Cenab ı Hakka şirk ile iman etmiş olur ki bu imanı Allah reddeder Kur'anda;
'Onların bir çoğu iman ederken şirk ile iman ederler.'
Böyle olanların varlığı ilahlık davasıdır,ona eş koşmaktır küfürdür isyandır.
Ki İlahi varlık her türlü yokluğun hiçliğin tecellisinden sonra çıkar ortaya.
Onlar giydi melamet hırkasın,zillet kabul etti

Devamını Oku
Nihat Gülle

Gülden güle konarız Biz Allah’a aşığız
Gönülde bal yaparız Kalplerde bir ışığız
Mana fatihleriyiz Fırkayı nacileriz
Melami derler bize Melami derler bize

Arşa doğru uçarız Ölüm yoktur bizlere

Devamını Oku
Nihat Gülle

Bana öylesine yakınsın ki cennet gözlüm
Dokunsam hayaline duyacaksın
Ağlasam hıçkırıklara boğulacaksın
Gülsem yüzümde bitip tükenmeyen neş’esin
Bir sevda gülü kadar narin,bülbüller kadar şensin
Benimle kuşlar kadar özgür ve mutlusun

Devamını Oku
Nihat Gülle

Pırıl pırıl sevdayla dolacağız
Sevda yolunda mutlu olacağız
Kaybolmuş bir çocuğa benzer sevda
Ellerinden tutup yürütmeli onu bulunca
Ümit çiçekleri bitmeli şen dudaklarda
Ve ben o kokuyla sermest olmalıyım

Devamını Oku
Nihat Gülle

Hava ıslaktı,gölgeler karanlıkta üşüyordu
Yağmur,gök delinmişçesine yağıyordu
İki sevgili kolkola girmiş, neş eyle yürüyordu
Onlar yağmurdan değil aşktan sırılsıklam olmuştu

Bulutlar salkım saçaktı kızın gökyüzünde

Devamını Oku
Nihat Gülle

Onun misli gibi yoktur. Şura 11
Bu hal tam yakınlık hali,sırf fena halidir.Bu hale eren kişinin varlığından eser kalmaz.Zira,o manevi cünupluk hali olan vücud günahından arınmış,manevi bir gusülle tertemiz olmuştur.
Bu hale eren kişi kudsi ruhla hayat bulmuştur.Allahın öz nuruyla nazar eder.Ona bakar,ondan bakar,onun için bakar.Bu bakışlarda şekil ve benzerlik yoktur.Yani öyle bir an gelir ki kulla Allah arasına ne melek ne mürsel nebi giremez.İşte o anda kul Rab la bir olur.(Benim Allahla öyle bir vaktim olur ki araya ne mürsel nebi nede melek ül mukarrep giremez)
Bu alem tecrit yani yokluk alemidir.Allah'ın zatından başka kul bütün varlık libasından soyunur.
-Tecrit et vuslat bul kutsi hadisi asıl manayı ifade eder.Burada tecritten murad beşeri sıfatlardan tam bir yokluğa varmak,ilahi sıfatlarla bezenmektir.
Bu üstün hale işareten

Devamını Oku
Nihat Gülle

Kaynak sularınca berrak bir gönül
Gönül dolusu içten bir sevgi isterim
Rüzgarı saçlarımda esen
Dağları kekik kokan bir köy isterim
Denizi yosun kokan bir yaşam kenti
Ruhunu özünü meleklerden alan

Devamını Oku
Nihat Gülle

Baharın soluyor canım gülleri, kırılıyor dalları
Dökülüyor altın sarısı ömür yaprakları
Özlüyor insan göçüp giden can dostları
Bir zamanlar ne idik dercesine kabir taşları

Rüzgar hışımla esiyor şimdi,gençliğin ışığı söndü

Devamını Oku