Neyse… Sen Şimdi Çek Git
Sen şimdi çek git.
Ben ardından bakarım biraz.
İnsan,
bir zamanlar “gitme” diye sarıldığı birine
“git” demeyi kolay öğrenmiyor çünkü.
Biraz dururum kapının önünde,
biraz içimde...
Sonra yokluğuna alışırım belki.
İnsan nelere alışmıyor ki?
Bir sesin gelmemesine,
bir telefonun çalmamasına,
geceleri kimsenin
“uyudun mu?” diye sormamasına...
Hatta en acısı,
bir zamanlar her şeyin olan birinin
bir gün hiçbir şeyin olmamasına bile
alışıyorsun.
Ama unutmak başka.
Ben seni unutmadım.
Sadece senden bahsetmemeyi öğrendim.
Adın geçince susmayı,
özleyince yazmamayı,
merak edince aramamayı...
İnsan bazen vazgeçmiyor aslında,
sadece yapabileceği hiçbir şey
kalmadığını anlıyor.
Ben de anladım.
Sevmenin
birini yanında tutmaya yetmediğini,
iyi olmanın
ihanete uğramamak için yetmediğini,
çok sevmenin de
çok sevilmek anlamına gelmediğini...
Bunların hepsini
sen giderken öğrendim.
Ne garip...
Bir insan geliyor,
sana dünyayı unutturuyor.
Sonra aynı insan gidiyor,
bu kez kendini unutuyorsun.
“Ben nerede eksik kaldım?” diyorsun.
“Neyi yanlış yaptım?”
“Biraz daha sevseydim kalır mıydı?”
“Biraz daha güzel olsaydım?”
“Biraz daha az konuşsaydım?”
“Biraz daha çok sussaydım?”
Sonra yıllar geçiyor
ve anlıyorsun:
Bazı gidişlerin sebebi
senin eksikliğin değilmiş.
Bazı insanlar
kendilerine verilen sevgiyi taşıyamazmış.
Ben sana kalbimin
en temiz yerini verdim.
Sen orayı da kırdın.
Olsun.
Kırılan her şey çöpe atılmıyor.
İnsan bazen kırıklarını da topluyor,
göğsünün tam ortasına koyup
yaşamaya devam ediyor.
Kimse görmüyor.
Sabah kalkıyorsun,
yüzünü yıkıyorsun,
gülümsüyorsun,
işine gidiyorsun,
insanlarla konuşuyorsun...
Herkes seni iyi sanıyor.
Bir tek sen biliyorsun
gece olunca hangi yaranın
yeniden kanadığını.
İşte insan en çok da
orada büyüyor galiba.
Kimsenin görmediği yerde.
Ben de büyüdüm.
Bir gecede değil...
Her gece biraz biraz.
Senden vazgeçe vazgeçe,
kendime döne döne.
Şimdi karşıma çıksan
belki yine içim titrer.
Çünkü bazı insanlar geçer,
ama bıraktıkları his
uzun süre kalır.
Fakat sana “kal” demem artık.
Çünkü öğrendim:
Gitmek isteyeni tutmak,
insanın kendi kalbini
kapının önünde bekletmesiymiş.
Ben çok bekledim.
Belki sen dönersin diye,
belki pişman olursun diye,
belki bir gece
beni benim seni özlediğim kadar özlersin diye...
Olmadı.
Ve bazı şeyler olmayınca
insan bir süre ağlıyor.
Sonra susuyor.
Sonra kabulleniyor.
Sonra bir gün
hiç beklemediği bir anda
içinden yalnızca iki kelime geçiyor:
“Bu da geçer.”
Geçiyor mu?
Bilmiyorum.
Belki geçmiyor da
biz büyüyoruz.
Acı aynı yerde kalıyor,
biz ondan uzaklaşıyoruz.
O yüzden
sana kızgın değilim artık.
Sadece içimde
sana ayırdığım o güzel yere üzülüyorum.
Orada bir zamanlar
ne çok hayal vardı...
Bir ev,
birkaç kahkaha,
yaşlanmış iki insan,
ve “iyi ki gitmemişiz” diyeceğimiz
bir ömür...
Olmadı.
Neyse...
Bak yine söyledim.
“Neyse.”
İnsanların basit sandığı,
ama içinde koca bir mezarlık taşıyan
o kelimeyi.
Neyse...
İçinde biraz “özledim” var.
Biraz “kırıldım.”
Biraz “neden yaptın?”
Biraz “hâlâ seviyorum.”
Biraz da
“artık geri dönsen bile olmaz.”
En çok da
söylemeye gücüm kalmayan şeyler var.
Sen şimdi çek git.
Ben seni kötü hatırlamayacağım.
Bir zamanlar
beni dünyanın en mutlu insanı yapan gözlerini,
sonra aynı gözlerin
nasıl yabancılaştığını hatırlayacağım.
Ve belki bir gün
başka bir yerde,
başka bir hayatta,
başka insanlar olarak karşılaşırız.
Sen beni tanırsın.
Ben de seni.
Ama yanından geçer giderim.
Çünkü insan bazen
hayatının aşkını değil,
o aşkta kaybettiği kendini
geri seçmek zorunda kalıyor.
Sen şimdi çek git.
İçimde kalanları da
bana bırak.
Ben onları zamanla sustururum.
Olmadı,
onlarla yaşamayı öğrenirim.
Zaten insan dediğin biraz da
kimseye anlatamadığı şeylerle
yaşamaya devam etmek değil mi?
Ben seni çok sevdim.
Belki mesele de buydu.
Ama artık...
Neyse.
Arzu UschiKayıt Tarihi : 26.09.2026 22:00:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!