Bir bilinmeyenliğin denkleminde hiç bilinmeyenli düşler kuruyorduk.
Sen ve ben bir oluyor götürüyorduk birbirimizi.
Hiç kalıyordu geriye ve saçma sapan rakamlar.
Sonra sen öznesi yüklemi sıfatı edatı oluyordun cümlelerimin.
Gene bana düşen hiçlik oluyordu.
Seviyordunda üstelik "gizli" özne olmayı.
Öyle iyi gizledin ki kendini,
Bugün seviştim, yürüyüşe katıldım sonra
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!
Devamını Oku
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!



