şapkadan çıkan tavşanlar, zamansız koştular havuç şekerlemesine, illüzyon çabuk bitti ve çocuk yürek, doyamadan gösteriye, kapandı kalın bordo perdeler…,
tıkanıp kaldı, beklenmedik gidişin boğazımda, ki yutmaya kıyamıyorum..., ah;
dünyanın işini mahşere bırakmadan, ve ölüm gelmeden yaşamak gerek hayatı, güzellikler, iyilikler, sevgiler ve, ve aşk ile…,
kavuşuruz belki de, fanilere pîr olunan yaşlarda, belli mi olur, umutlar solmasın, ki ölüm için henüz pek erken…,
yeryüzüne indi aşk, bozulmasın bu akid…, ki şimdi aşk sen; piç misin…, yetimhane avlusuna, iri taneli yağmurlar yağıyor… mavi gözlü kızıl saçlı çilli çocuk, yastığından boncuklar topluyor,
ah aşk, küçümsediler acımı, ölümler var, savaşlar, açlık ve..., nasıl üşüdüm bir bilsen, nasıl; yokluğunda...,
baktığın kalp içlerimde, dağ gölleri buz tutuyor, mevsim bir günde değişti ve, hangi göç, kanatsız bir göğe yükselir…,
ki; aşk çift kutuplu bir haindir zaman zaman, bir yanı çökkünlüğe bir yanı uçkunluğa bakan, kol kol çayları dereleri kendisinde toplayan, bir ulu ırmak olup uçurumlarda çağlayan, aşk…, hayata düşman bir intihardır, an be an...,
ki gayet dengeli dizelerim yâre ulaştıkça, ve çok daha iyi ve stabil oluyorum, hoşnut kalıyorum hayatta olmaktan ve deniz havasını solumaktan…,
hiç de yorulmuyorum, yâri okuyup, yâre yazmaktan, ve hep derdim ki öldüğümde, kabrime fesleğen dalları konulsun, lakin şimdi, kefenime lavantalar serpilsin istiyorum…,
sen ne büyülü bir sandıksın yâr ki, içinden ne çıksa, üstüme başıma yaraşıp yakışıyor; ah…,
yakınına düşen sevdaya iyi bak…, /canbaz/ ki bu canınla kumar oynamaya benzemez, çift kutuplu bir ip gibi, sonuna vardığın an, başladığın yer uzağında kalıyor…,
ki bakma aşağıya, uçurumdur ayaklarının altında seni çağıran…, biliyorum eski bir korkuyum ben; gün/ah/kâr, siyah muska..., ah;
ve sanıyor musun ki sen, ey güya kıraati düzgün karî, bu dizeleri seni t/avlamak için yazıyorum ve gözüne girme çabamdır bunlar, öyle mi…, her bir harfi damla damla gözyaşımdır, yalnız; yalnız sana akan, sendeki halis saflığa, ve feleği hicvimdir dizelerim, ah;
aslında, ne gökyüzünde uçurmak, ne de yeryüzüne indirmek olası değil meşki, bir nakış olmalı yürek gergefinde meşk, kimselere benzemez, kimselere görünmez, gerisi kıssa, meşk…; tek başına ve yalnız olmalı,
ne ayrılıktır yolculuk, ne de kavuşmak; hayata küskün, kasvet ve rutubet kokan yollarda yürümek, bu cana göre değil, bize göre; değil, değil…,
hasretleri büyüte büyüte yumak yumak, bizim olacak zamana dek uyumak, uyumak istiyorum…,
sen;
en çok kendine kıyabilensin,
uçurumlara atlayabilecek kumaştayken,
yaya kalmayı da seçebilirsin sen,
ki nefeslerin vahdet kokar senin…,
yeni bir hayat bahşeden
beyzaden olmak kadar; güzelsin…,
kaf dağının ardına kaçılır seninle aşk,
upuzun yollar aşılır seninle aşk,
açılmaz sanılan kapılar açılır seninle aşk,
hatırlar gönüller yapılır seninle aşk,
yaradana yâr diye tapılır seninle aşk,
ah;
ki hokus pokus aşk,
öyle mi;
şapkadan çıkan tavşanlar,
zamansız koştular havuç şekerlemesine,
illüzyon çabuk bitti ve
çocuk yürek,
doyamadan gösteriye,
kapandı kalın bordo perdeler…,
tıkanıp kaldı,
beklenmedik gidişin boğazımda,
ki yutmaya kıyamıyorum...,
ah;
dünyanın işini mahşere bırakmadan,
ve ölüm gelmeden yaşamak gerek hayatı,
güzellikler, iyilikler, sevgiler ve,
ve aşk ile…,
kavuşuruz belki de,
fanilere pîr olunan yaşlarda,
belli mi olur,
umutlar solmasın,
ki ölüm için henüz pek erken…,
nasıl şaşkınım, nasıl;
yaşlandım bir günde nazarlarında,
azarlarında,
alnı kırışık sevdamızın…;
ah balım, ve ah zehir,
yüreğimin petekleri siyanür dolu,
gözyaşlarımın ak pınarlarına
kirli sular karışıyor,
ve aşk inatla küllerini savuruyor
kutsanmış topraklara,
ve şimdi;
hiçlik mezhebindeyim,
yurtsuz ve
kimse/sizim…,
sevgili tabîbim,
terk/et/me/beni
ah,
ve sen ki aşk;
felçli bir yatalaksın artık,
yatağına kırgın akan ölü bir ırmağın deltasında...,
ah;
yeryüzüne indi aşk,
bozulmasın bu akid…,
ki şimdi aşk sen;
piç misin…,
yetimhane avlusuna,
iri taneli yağmurlar yağıyor…
mavi gözlü kızıl saçlı çilli çocuk,
yastığından boncuklar topluyor,
ah aşk,
küçümsediler acımı,
ölümler var, savaşlar, açlık ve...,
nasıl üşüdüm bir bilsen, nasıl;
yokluğunda...,
baktığın kalp içlerimde,
dağ gölleri buz tutuyor,
mevsim bir günde değişti ve,
hangi göç,
kanatsız bir göğe yükselir…,
şadırvana terk edildin sen,
her hak yerine halka aşık gibi…,
ve aşk
seni ayaklar altında ezdiler,
üstüne kilit vurulmuş kederli bir kapı,
mührünü öptü gözlerinden…;
yüreğimin çatısı aktı
rutubete,
kırmızı kadife perde,
kapat pencereni rüzgâra...,
aşk, sana demediklerini bırakmadılar,
ah,
ey aşk;
varsın desinler,
sunarım kızıl ve kenarda kalmış güllerimi ben,
tenha yüreğine…,
bir küfür gibi doldu içime
kavuşup/ayrılmamız hekimim,
keramet eblehlerine postnişin atarım ikimizi de,
ki içimde uğuldayan ötenazi,
ne olur sus sus,
ah;
ah çocuksun sen…,
ah ki ah;
ah kere ah,
ki;
aşk çift kutuplu bir haindir zaman zaman,
bir yanı çökkünlüğe bir yanı uçkunluğa bakan,
kol kol çayları dereleri kendisinde toplayan,
bir ulu ırmak olup uçurumlarda çağlayan,
aşk…,
hayata düşman bir intihardır,
an be an...,
ki gayet dengeli dizelerim yâre ulaştıkça,
ve çok daha iyi ve stabil oluyorum,
hoşnut kalıyorum hayatta olmaktan ve
deniz havasını solumaktan…,
hiç de yorulmuyorum,
yâri okuyup, yâre yazmaktan,
ve hep derdim ki öldüğümde,
kabrime fesleğen dalları konulsun,
lakin şimdi,
kefenime lavantalar serpilsin istiyorum…,
sen ne büyülü bir sandıksın yâr ki,
içinden ne çıksa,
üstüme başıma yaraşıp yakışıyor;
ah…,
ellerini göğe her açışında
çatlıyor yüreğim duana…,
aklının çeperlerine çarpıp duran
bu kanayan imgeler,
hep o şiir/de son buluyor canbaz,
çöz gözlerinin düğümünü
yürüdün ve bitti yol…,
her ayrılığın vardır elbet,
sarmaş dolaş kavuşması,
sarıl/sarıl/sarıl...;
görmüyor musun,
gözkapaklarına ektiğim
gül tohumları,
ser/inde tomurcuklanıyor...,
ah,
son buluyor can/baz
çöz gözlerinin düğümünü,
yürüdün ve bitti yol…,
her ayrılığın vardır elbet,
sarmaş dolaş kavuşması,
sarıl/sarıl/sarıl...;
görmüyor musun,
gözkapaklarına ektiğim
gül tohumları,
ser/inde tomurcuklanıyor...,
yakınına düşen sevdaya iyi bak…,
/canbaz/
ki bu canınla kumar oynamaya benzemez,
çift kutuplu bir ip gibi,
sonuna vardığın an,
başladığın yer
uzağında kalıyor…,
ki bakma aşağıya,
uçurumdur ayaklarının altında
seni çağıran…,
biliyorum eski bir korkuyum ben;
gün/ah/kâr, siyah muska...,
ah;
ve sanıyor musun ki sen,
ey güya kıraati düzgün karî,
bu dizeleri seni
t/avlamak için yazıyorum ve
gözüne girme çabamdır bunlar,
öyle mi…,
her bir harfi damla damla gözyaşımdır,
yalnız; yalnız sana akan,
sendeki halis saflığa,
ve feleği hicvimdir dizelerim,
ah;
aslında,
ne gökyüzünde uçurmak,
ne de yeryüzüne indirmek olası değil meşki,
bir nakış olmalı yürek gergefinde meşk,
kimselere benzemez,
kimselere görünmez,
gerisi kıssa,
meşk…;
tek başına ve yalnız olmalı,
ne ayrılıktır yolculuk,
ne de kavuşmak;
hayata küskün, kasvet
ve rutubet kokan yollarda yürümek,
bu cana göre değil,
bize göre; değil,
değil…,
hasretleri büyüte büyüte yumak yumak,
bizim olacak zamana dek uyumak,
uyumak istiyorum…,