92. leyl sûresi mekke döneminde nâzil olmuştur. 21 âyettir. leyl, “gece” demektir. adını ilk âyetteki aynı kelimeden almıştır. rahmân ve rahîm allah\ın adıyla 1-2-3. karanlığıyla bürüyüp örttüğü zaman geceye, açılıp parladığı zaman gündüze ve erkek ile dişiyi yaratana andolsun ki… 4. doğrusu sizin çalışmanız, çeşit çeşit gayelerledir. 5-6-7. artık kim allah için verir ve günahlardan sakınırsa ve, en güzeli de kelime-i tevhîdi tasdik ederse, biz de onu en kolay olana hazırlarız.
8-9-10. kim de cimrilik eder, kendisini yeterli görüp allah\a muhtaç görmez ve o en çirkini de kelime-i tevhîdi yalanlarsa, biz de onu, en güç olana hazırlar ve sevk ederiz.
kömür gözlü, yoksul gecelere söyle, ölümün karanlığından artık kork/mu/yo/rum…,
hekimim; raylarıyla halvette yalnız bir tren gibi, boşalmış bir garın saatlerini temizliyorum gözlerimden, ki zamana söyle bilirsin, nurlu bir sabah için ballı bir uykuya da/lı/yo/rum;
ah hiçliğim, bir mülevves yol arkadaşın olarak, kıpçak süvarileri gibi, at sürüyorum keşifsizce, darda olmak nedir bilen ve gün görmüşlük pîri yüreğimle…;
hızır/ilyas tepesi şahittir bilirsin, bozuk bir gramafonun kırık iğnesi gibi, çiziyor zamanın plağını celâlli sözlerin, kestiğin raconlar ve verdiğin ayarla…,
ve ayrılığa söyle, birlikte dinlediğimiz insanlığa ağıtlarla, gökyüzünde hâlâ yıldızlar ya/nı/yor;
kadim zamanlar kervanı buhurum; ömründe bir türlü dikiş tutturamamış zayıf bir iplik gibi sabırsızım, orta mescid öğlesinde bir pazar gününde daha, sade kahvelerimizi yudumlamaya…, ve söylesin şimdi toroslar, avare sakarya ovasına, sohbetini daha nasıl, a/ra/ya/bi/li/rim;
ki vefaya inançsızlığımı yıkan, son çare tabîbim, ah;
92. leyl sûresi
mekke döneminde nâzil olmuştur. 21 âyettir. leyl, “gece” demektir. adını ilk âyetteki aynı kelimeden almıştır.
rahmân ve rahîm allah\ın adıyla
1-2-3. karanlığıyla bürüyüp örttüğü zaman geceye, açılıp parladığı zaman gündüze ve erkek ile dişiyi yaratana andolsun ki…
4. doğrusu sizin çalışmanız, çeşit çeşit gayelerledir.
5-6-7. artık kim allah için verir ve günahlardan sakınırsa ve, en güzeli de kelime-i tevhîdi tasdik ederse, biz de onu en kolay olana hazırlarız.
8-9-10. kim de cimrilik eder, kendisini yeterli görüp allah\a muhtaç görmez ve o en çirkini de kelime-i tevhîdi yalanlarsa, biz de onu, en güç olana hazırlar ve sevk ederiz.
kömür gözlü,
yoksul gecelere söyle,
ölümün karanlığından artık
kork/mu/yo/rum…,
hekimim;
raylarıyla halvette yalnız bir tren gibi,
boşalmış bir garın saatlerini
temizliyorum gözlerimden,
ki zamana söyle
bilirsin,
nurlu bir sabah için ballı bir uykuya
da/lı/yo/rum;
ah hiçliğim,
bir mülevves yol arkadaşın olarak,
kıpçak süvarileri gibi,
at sürüyorum keşifsizce,
darda olmak nedir bilen ve
gün görmüşlük pîri yüreğimle…;
yağmura söyle,
yokluğunda,
duaların akmakta hastane
cam/la/rın/dan…,
hızır/ilyas tepesi şahittir bilirsin,
bozuk bir gramafonun kırık iğnesi gibi,
çiziyor zamanın plağını
celâlli sözlerin,
kestiğin raconlar ve verdiğin ayarla…,
ve ayrılığa söyle,
birlikte dinlediğimiz insanlığa ağıtlarla,
gökyüzünde hâlâ yıldızlar
ya/nı/yor;
kadim zamanlar kervanı buhurum;
ömründe bir türlü dikiş tutturamamış
zayıf bir iplik gibi sabırsızım,
orta mescid öğlesinde
bir pazar gününde daha,
sade kahvelerimizi yudumlamaya…,
ve söylesin şimdi toroslar,
avare sakarya ovasına,
sohbetini daha nasıl,
a/ra/ya/bi/li/rim;
ki vefaya inançsızlığımı yıkan,
son çare tabîbim,
ah;