neoliberal ekonomi kuramına göre; imkanlar sınırlı ve fakat ihtiyaçlar sonsuzdur tesbiti doğru fakat noksandır, zira sonsuz olan ihtiyaçlar değil, "arzu"lardır... bu anlamda evet, "arzular da (başarılırsa?) mutluluk kaynağıdır." tebrikler...
soluk tebessümlü meczup sardunyalar kollarını sarkıtmış, pencerenden…, mahcûp ve yeniden doğuş umutlu nazarım, arka bahçede sabah tazesi güllere su veren, muştulu ve desturlu haline ilişirken, balkonuna asıyorum utangaç gülümsemeler, ve evet sana bakıyorum; görmüyor gibisin, bana bakıyorsun görmüyorum güya, gözleri âmâ, demirden bir tül aramızda ki, yetmiyor gücümüz, yeltenemiyoruz bile, bile bertarafa…,
şehirler bir film şeridi gibi geçiyor, kilometrelerce, alnımızın ortasındaki yol çizgilerini saklıyoruz, çizgiler/çizikler..., sakınılmış ezik muhabbet mesafeleri, tırnaklarını kesiyor yollara, uzuyor saçları zamanın, boşluğa; ve uyku, telaşla fırlıyor yatağından, geç kalınmış ömürler gibi…,
takâtsiz tebessümler yüzümüzde; çektiğimiz bu yok bir yoktur/luk san/atı o/nun, hek/ hekim/ hekimim/
yine de...; yoksunluklarımıza inat, hüzün/bazım, ki adın yankılanır tekrar tekrar içimde, çağırırım seni, sensiz yetimliğime,
bilirim ve bilirsin, olmayacaksın ne bugün ne de yarın, utangaç yüzüne bakmak, kaçırdığın bakışlarının peşinde koşmak istiyorum, ah;
IX o/nun ismini anarken yâdıma gelen ismini sevdim, neyin varsa sevdim senin, neyin yoksa hepsini, ne o/na şirk koştum, ne de ruhunu yoldaşsız bıraktım…, eşsiz ruhunu sevdim, benliğimi sana verdim, ve daha ötesini bulursam aşkın, yine sana sunacağım, antik bir sunakta…,
bir itirafta bulunacağım sana, ki bilirsin, hülasa; kitapları dahi, bende bir tortu bırakmaları için değil, sana yazarken, daha güzel heceler bulabilmek, o zarif, hikem buhurlu sözlerine, daha denk cümleler kurabilmek için okuyor ve her satır arasında, seni arıyorum harf harf…, ah;
yürürken rastladığım insanları süzüyorum, senden beyzadesinin olmadığını görmek için yeryüzünde…,
yok hocam; bunca ömürlük kaybın üstüne, bahtımın yıldızının bu kadar parlayabileceğine inanmak, daha zaman alacak vesselam…,
çile kitabımın yakamozu saçlarıma, artık tek bir tel ak daha düşmesin, sensiz…, diyârında kalayım hep, saklanayım üç kat perdeli halinin esrarına…, gözlerin; gözlerimin önünde olsun sürekli ötelerin ilhamlarıyla ve dizlerinde öleyim…, ah;
sonra; silsilenle büyülendikçe, kurudu gözyaşlarım ve siy/ah gözlerinle ısındım, lisanının mahreçleriyle soludum, duygu durumuma iyi geldin, hoş geldin...,
aşk sürükledi beni sana ve sende, kayboldum sevgili; ki lütfen bana, bir daha kendimi buldurma ömrümce, yitmiş ve sana gitmiş bir iyi insan olarak, yaşat beni, ruhum ruhuna emanet olsun…,
ki ilk ayrılığımızın şarkısıydı, büyük adam, küçük aşk…, ona da ayrılık denebilirse, sokakları yürüyen ben değildim, ki sokaklar, bende yürüyordu o terazi ikindisinde ve hiç, hiçlikle bile; kavuşmak kaygımız olmamıştı zaten, hasretindeyken…, ve lüzumsuz itibara rağbet edilmeyen, iki kelâm susuzluğuna müsekkin, mesai aralarında…, ah;
aşkınla ne üzgünüm ne de derbeder, sıyrıldım yaşamın yüklerinden hep birer birer, turuncu gülüm, gerisi boş, sen sağlığından ver haber; ömrüm geçiyor seninle, nerde tasa ve keder, açmış kucağını bizi bekliyor sonsuzluk… all/ah/uekber, ah;
ve masalın minimal beklentisi…;
madem yoksun ve yoksunum artık, ki hani yine mayısın bu son haftası takvim yaprağında, kapatıyorum gözlerimi…, bir düş daha; camdan bir doğum günü tabutu içinde, sensiz kokular burnumda tüterken, gardenya bahçesinde yedi cüceler, on dört gözbebeği ile, türlü renkte yaşlar içinde, ormanın derinliklerinden gelen, kaval sesini ve beni beklerken; yedi tepeli istanbul dahi utanıyor, yönsüzlüğümün şahitliğine ah;
ki içimden yedi kez tekrarlayamadan seni sevdiğimi, ellerimden kayıp, gidiverdi şahitsiz hatıralarımız; at kendini raylarıma, sahipsiz şiirler taşırım sana, dizelere devrilen keder yüklü vagonlarla…,
ve seç göğün intihar meyilli bulutlarından birini, bileklerinden kırmızı yağmurlar yağsın; bizden uzak constantineye, mezar olsun bu kadim ah/
ki seni gördükten sonra aylarca ağladım, nerelerdeydin diye gençliğim katledilirken, cibilliyetsiz ve şerefini yitirmiş bir yılan soyunun maktulü, gençliğimin baharı evet,
ay ışığına yakılmış bir sonat gibi, sarıl bana ey aşk, sarıl ve yarama dokun…, ki soğuk bir su içsem uzakta yâr üşür..., ve bir mektupsun o/ndan, duadan ötesin..., ah;
evet bir ahsın sen, yekûnu simmsiy/ah bir ah, masumsun, ve dervişinim..., gözlerin bana derg/âh, fermanım elindeki padişah,
kızıl lekesiyle bir garibe verilen kazağın, garipliği değildir; aşktan gayrısından soyunmak..., garipliği; kendi başına yaşayacak olmasındadır aşkını garibanın, buruk, münzevî ve tek...,
aşkı yordular dizelerde, yordular eziyet verdiler ona imge imge, aşk berraktır oysa bulanmaz, ve aşk uslanır bu dizeler uslanmaz, ki bilirim, aşk; dizelerle bulunmaz...,
rüzgara boyun eğmeyen, yeşil başaklar gibi; darmadağınık ve dağ başlarındaki ağaçlar gibi tek başıma kalıyorum gittiğinde, kervan geçmez bir han oluyorum..., ah; tabîbim…,
neoliberal ekonomi kuramına göre; imkanlar sınırlı ve fakat ihtiyaçlar sonsuzdur tesbiti doğru fakat noksandır, zira sonsuz olan ihtiyaçlar değil, "arzu"lardır... bu anlamda evet, "arzular da (başarılırsa?) mutluluk kaynağıdır." tebrikler...
soluk tebessümlü meczup sardunyalar
kollarını sarkıtmış,
pencerenden…,
mahcûp ve yeniden doğuş umutlu nazarım,
arka bahçede sabah tazesi güllere su veren,
muştulu ve desturlu haline ilişirken,
balkonuna asıyorum utangaç gülümsemeler,
ve evet sana bakıyorum;
görmüyor gibisin,
bana bakıyorsun görmüyorum güya,
gözleri âmâ,
demirden bir tül aramızda ki,
yetmiyor gücümüz,
yeltenemiyoruz bile,
bile bertarafa…,
şehirler bir film şeridi gibi geçiyor,
kilometrelerce,
alnımızın ortasındaki yol çizgilerini saklıyoruz,
çizgiler/çizikler...,
sakınılmış ezik muhabbet mesafeleri,
tırnaklarını kesiyor yollara,
uzuyor saçları zamanın, boşluğa;
ve uyku,
telaşla fırlıyor yatağından,
geç kalınmış ömürler gibi…,
takâtsiz tebessümler yüzümüzde;
çektiğimiz bu
yok bir yoktur/luk san/atı o/nun,
hek/
hekim/
hekimim/
yine de...;
yoksunluklarımıza inat,
hüzün/bazım,
ki adın yankılanır tekrar tekrar içimde,
çağırırım seni,
sensiz yetimliğime,
bilirim ve bilirsin,
olmayacaksın ne bugün ne de yarın,
utangaç yüzüne bakmak,
kaçırdığın bakışlarının peşinde koşmak istiyorum,
ah;
IX
o/nun ismini anarken
yâdıma gelen ismini sevdim,
neyin varsa sevdim senin,
neyin yoksa hepsini,
ne o/na şirk koştum,
ne de ruhunu yoldaşsız bıraktım…,
eşsiz ruhunu sevdim,
benliğimi sana verdim,
ve daha ötesini bulursam aşkın,
yine sana sunacağım,
antik bir sunakta…,
bir itirafta bulunacağım sana,
ki bilirsin,
hülasa; kitapları dahi,
bende bir tortu bırakmaları için değil,
sana yazarken,
daha güzel heceler bulabilmek,
o zarif, hikem buhurlu sözlerine,
daha denk cümleler kurabilmek için okuyor
ve her satır arasında,
seni arıyorum harf harf…,
ah;
yürürken rastladığım insanları süzüyorum,
senden beyzadesinin olmadığını görmek için
yeryüzünde…,
yok hocam;
bunca ömürlük kaybın üstüne,
bahtımın yıldızının bu kadar
parlayabileceğine inanmak,
daha zaman alacak vesselam…,
çile kitabımın yakamozu saçlarıma,
artık tek bir tel ak daha düşmesin,
sensiz…,
diyârında kalayım hep,
saklanayım üç kat perdeli halinin esrarına…,
gözlerin;
gözlerimin önünde olsun sürekli
ötelerin ilhamlarıyla
ve dizlerinde öleyim…,
ah;
https://tr.m.wikisource.org/wiki/Alay_Mar%C5%9F%C4%B1
“iyi insanlar cennete gider demek doğru fakat noksandır, iyi insanlar nereye giderse orası cennet olur…” lâ edrî
https://www.dr.com.tr/kitap/taksim/edebiyat/siir/turk-siiri/urunno=0002052614001
sonra;
silsilenle büyülendikçe,
kurudu gözyaşlarım
ve siy/ah gözlerinle ısındım,
lisanının mahreçleriyle soludum,
duygu durumuma iyi geldin,
hoş geldin...,
aşk sürükledi beni sana
ve sende, kayboldum sevgili;
ki lütfen bana,
bir daha kendimi buldurma ömrümce,
yitmiş ve sana gitmiş bir iyi insan olarak,
yaşat beni,
ruhum ruhuna emanet olsun…,
ki ilk ayrılığımızın şarkısıydı,
büyük adam, küçük aşk…,
ona da ayrılık denebilirse,
sokakları yürüyen ben değildim,
ki sokaklar,
bende yürüyordu o terazi ikindisinde
ve hiç,
hiçlikle bile;
kavuşmak kaygımız olmamıştı zaten,
hasretindeyken…,
ve lüzumsuz itibara rağbet edilmeyen,
iki kelâm susuzluğuna müsekkin,
mesai aralarında…,
ah;
aşkınla ne üzgünüm ne de derbeder,
sıyrıldım yaşamın yüklerinden hep birer birer,
turuncu gülüm,
gerisi boş,
sen sağlığından ver haber;
ömrüm geçiyor seninle,
nerde tasa ve keder,
açmış kucağını bizi bekliyor sonsuzluk…
all/ah/uekber, ah;
ve masalın minimal beklentisi…;
madem yoksun ve yoksunum artık,
ki hani yine mayısın bu son haftası takvim yaprağında,
kapatıyorum gözlerimi…,
bir düş daha;
camdan bir doğum günü tabutu içinde,
sensiz kokular burnumda tüterken,
gardenya bahçesinde
yedi cüceler,
on dört gözbebeği ile,
türlü renkte yaşlar içinde,
ormanın derinliklerinden gelen,
kaval sesini
ve beni beklerken;
yedi tepeli istanbul dahi utanıyor,
yönsüzlüğümün şahitliğine
ah;
ki içimden yedi kez tekrarlayamadan
seni sevdiğimi,
ellerimden kayıp,
gidiverdi şahitsiz hatıralarımız;
at kendini raylarıma,
sahipsiz şiirler taşırım sana,
dizelere devrilen keder yüklü vagonlarla…,
ve seç göğün intihar meyilli
bulutlarından birini,
bileklerinden kırmızı yağmurlar yağsın;
bizden uzak constantineye,
mezar olsun bu kadim ah/
ki seni gördükten sonra aylarca ağladım,
nerelerdeydin diye gençliğim katledilirken,
cibilliyetsiz ve şerefini yitirmiş
bir yılan soyunun maktulü,
gençliğimin baharı evet,
ay ışığına yakılmış bir sonat gibi,
sarıl bana ey aşk,
sarıl ve yarama dokun…,
ki soğuk bir su içsem uzakta yâr üşür...,
ve
bir mektupsun o/ndan,
duadan ötesin...,
ah;
evet bir ahsın sen,
yekûnu simmsiy/ah bir ah,
masumsun,
ve dervişinim...,
gözlerin bana derg/âh,
fermanım elindeki padişah,
kızıl lekesiyle bir garibe verilen kazağın,
garipliği değildir;
aşktan gayrısından soyunmak...,
garipliği;
kendi başına yaşayacak olmasındadır aşkını
garibanın,
buruk, münzevî ve tek...,
aşkı yordular dizelerde, yordular
eziyet verdiler ona imge imge,
aşk berraktır oysa bulanmaz,
ve aşk uslanır bu dizeler uslanmaz,
ki bilirim, aşk;
dizelerle bulunmaz...,
rüzgara boyun eğmeyen,
yeşil başaklar gibi; darmadağınık ve
dağ başlarındaki ağaçlar gibi
tek başıma kalıyorum gittiğinde,
kervan geçmez bir han oluyorum...,
ah; tabîbim…,