Eğer bir yere faydan yoksa, zararın olmasın.
You are the one to talk ( Bunu söylecek en son kişi sensin) / İng.
You see where I am going with this? ( Ne demek istediğimi anlıyor musun?)./ İng.
II nostro cane si chiama Nano.(Bizim köpeğimizin adı Nano)./ It.
Lei non vuole uscire con lui. (O onunla dışarı çıkmak istemiyor). / İt.
Lei non vuole uscire con lui. (O onunla dışarı çıkmak istemiyor)
I drink coffee every day.(Ben her gün kahve içerim) / İng.
Övünülecek bir olaydan dolayı sevinmek; memnun olmak.
I bambini giocano nel giardino. (Çocuklar bahçede oynuyor.) / İt.
I bambini giocano nel giardino (The children play in the garden)
Kafa karışıklığı.
You are the one to talk ( Bunu söylecek en son kişi sensin) / İng.
You see where I am going with this? ( Ne demek istediğimi anlıyor musun?)./ İng.
II nostro cane si chiama Nano.(Bizim köpeğimizin adı Nano)./ It.
Lei non vuole uscire con lui. (O onunla dışarı çıkmak istemiyor). / İt.
Lei non vuole uscire con lui. (O onunla dışarı çıkmak istemiyor)
I drink coffee every day.(Ben her gün kahve içerim) / İng.
Övünülecek bir olaydan dolayı sevinmek; memnun olmak.
I bambini giocano nel giardino. (Çocuklar bahçede oynuyor.) / İt.
I bambini giocano nel giardino (The children play in the garden)
Kafa karışıklığı.