yapraklarını dökmüş ağaç gibiydi
çırılçıplak
su gibi akıp giden
değişime ayak direyen
hızla ilerleyen
ve hoyratça tüketilendi zaman
ve onca zulme direnirler
savunmasızlıklarıyla
keyfi ve tehditkar
ne ağızları var
ne dilleri
tek kelimeyle zavallılar
bizi işlerin ağırlığı
çokluğu
yoğunluğu
bu şehirlerin karanlığı
hayatın hoyratlığı
yoksunluğu değil
geçmiş
din ve paylaşım savaşları
işgaller
ganimetler
kaç derebeylik
kaç imparatorluk
yüreğimin sıkışmasına
derin nefes almama sebep
olabildiğince
ve alabildiğine
ufkumu açan
gönül yaramsın
doyamadım
kıyamam
dayanamam bir sana
bir de sensiz kalmaya
ve siz olmadan yaşamaya
yaşamı paylaştığım
ilk göz ağrım
arkadaşım
dostum
kadınım
uzun solukla sakladığım
kararan gökyüzünde
tonlarca ağırlıkta
bulutların alayı
içini boşaltsa
yeryüzünü örten kara parçası
kardan görünmese
“eti senin kemiği benim”
“öğretmenin vurduğu yerde gül biter” den
falakaya yatırılmaya
öğretmeni görünce toz olmaktan bu güne
tezek yakılan sobalı sınıftan
kaloriferliye




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!