ülke sorunlarının derinliğinde
gecenin huzur veren serinliğinde
zıbarıp yatmak isterim
geçmiş, film şeridi gibi gözümün önünde
çocukluğum, gençliğim, yitirdiklerim
artılarım, eksilerim
kafanızda dolaşıp
kuyrukları birbirine değmeyen tilkileri
koltuk altınızdaki haçları
ruhunuza işlemiş yalanları
kurduğunuz pusuları
hileyle kardığınız kartları
boylu boyunca uzanamadığım
bir buçuk metrekarelik hücremde
en çok özgürlüğümü
bir de seni özledim
meğer
yarım kalmış
hüzünlü bir sevdanın
tiryakiyken
pakette kalan son sigaranın
meteliksizken
cepte kalan son kuruşun
tereyağından
kılın nasıl çekildiğini bilemem
lakin
sensizliğimde
damardan kanın
bedenden canın nasıl çekildiğini
kanadın mı kırıldı ak güvercin
uçamaz oldun
yoldaşın mı kaybettin?
yolun mu şaşırdın?
yoksa
Soma’dan mı geçtin?
dipsiz okyanuslardan engin
uzay boşluğundan derin
ışık hızından çabuk
kızgın ateşten serin
sonsuzluktan daha büyük
sevdaya bürünmüş
ekmek arası acılar
bol kepçe sızılar
karamsarlık üstü hüzünlerdi
doyasıya yaşadığımız
neyse ki
kırıntı da olsa
hani
kimseye söz vermeyecektik
Cumartesi günü
bulutlarla konuşup
masmaviliklerde
güneşin sofrasına konuk olacaktık
çocuklarımız var
kimi Ayşe
kimi Fatma
Ali ya da Alper
ne fark eder
kimi o bölgede




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!