sen bana sürgündün
bense yürek mahkumu
infazımızsa
birlikte müebbet
ertelemesi
ve indirimi olmayan
ülke sorunlarının derinliğinde
gecenin huzur veren serinliğinde
zıbarıp yatmak isterim
geçmiş, film şeridi gibi gözümün önünde
çocukluğum, gençliğim, yitirdiklerim
artılarım, eksilerim
boylu boyunca uzanamadığım
bir buçuk metrekarelik hücremde
en çok özgürlüğümü
bir de seni özledim
meğer
ekmek arası acılar
bol kepçe sızılar
karamsarlık üstü hüzünlerdi
doyasıya yaşadığımız
neyse ki
kırıntı da olsa
kanadın mı kırıldı ak güvercin
uçamaz oldun
yoldaşın mı kaybettin?
yolun mu şaşırdın?
yoksa
Soma’dan mı geçtin?
dipsiz okyanuslardan engin
uzay boşluğundan derin
ışık hızından çabuk
kızgın ateşten serin
sonsuzluktan daha büyük
sevdaya bürünmüş
yaşama
ve düşünmeye dahi
zaman ayıramadığımız o yıllardır
bugün mumla aradığımız
koşuşturma sarmalında
sürecin akışından
ah benim kuzum
ne derdin var senin
derin düşüncelerdesin
ama doğayla barışıksın
kendinle de
altın rengi saçlarınla
her gidişinde
döneceğini bildiğim halde
sanki elim gider
ayağım
yüreğim gider
aklım gider
baklava çaldı diye
mahkum ediliyor ya çocuklar
benim ülkemde
oysa
en büyük hırsızlık
duygu hırsızlığıdır




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!