(Ayak: Kiraz Çiçeği)
Karanlığı, ellerimle boğayım
Aşkımız yerleşsin, bu dem vaktinde
Açlığımda yalnız, senle doyayım
Aşkımız birleşsin, bu dem vaktinde.
Senden ayrıldığım gün, defterini dürmüştüm
Birden çıktın karşıma yeşil- yeşil bakarak
Unutmuşum seni ben, en son nerde görmüştüm?
Benden kaçıp gitmiştin, son kurşunu sıkarak.
Anılarım depreşti, beni yine kavurdun
Egoizmin bencil yüzü çatlasın
İnsanı, insanla ezmesin yeter!
Nerede doğduysa, orda otlasın
Bizim bağda, domuz gezmesin yeter!
Bize dost görünüp, kardeş deyip de
(Antolojideki tüm şair dostlarıma ithafen)
Sayenizde doğdum, yürüdüm birden
Darda; tutunacak, dalım oldunuz
Size bir şey olsa, geçerim serden
Ay yıldız bayrakta, şalım oldunuz.
“Israr etme, gelme! ” dedin de, bana
Biraz aralasam, gelsem ne dersin?
Sakın sözlerimi, atma yabana
Dönüp turalasam, gelsem ne dersin?
El salladığın gün, bastım ağıdı
Bu kaçıncı, şehit, kaçıncı darbe?
Bu kaçıncı mezar, kaçıncı türbe?
Hepimiz milletçe, diyelim dur be!
Yürekler yanıyor, nerdesin millet?
Tazecik fidanlar, bir- bir gidiyor
(Onu öylesine sevdim ki...)
Sevgimi sunarken, azar azardan
İçine dalmayı, ne çok isterdim
Kol kola gezerken, çarşı pazardan
Bir şeyler almayı, ne çok isterdim.
Vicdanı törpülesem, kılıç kınına girer,
Düşmanlık parçalanır, güvercinler uçardı.
Kalmazdı bir mesele, çözülür birer- birer
İlim irfan yolunda, gençlik ışık saçardı.
Medeniyet yolunda, ilerlerken derine
Kalıplara sokma beni
İstesen de, dolamam ki
Yeter gayrı, yakma beni
Kal desen de, kalamam ki.
Gale alma, her diyeni
Sahte yüzler vardır hani
Gözler çakmak, mani- mani
Kıpır- kıpır, dört bir yanı
Taşımaktan bıktım onu.
Lokantada yemek yersin
Söz konusu edilen bir kadın olsaydı anlayan beri gelsin derdim. Valla hocam bu davranışlar bir erkekten zuhur edince dilim tutuldu.
Yüreğiniz dert görmesin efendim. Harika bir hece şiiri okuttunuz.