“Men teşebbehe bi kavmin fehüve minhu”
Kim hangi kavme benzerse ondandır. Hadis-i Şerif
Asaletini koruyanlardan özür dileyerek…..
Her halimiz benziyor tıpatıp aynı olduk
Yine bizi sevmiyor nankör Avrupalılar
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...
Devamını Oku
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Avrupa Birliği'ni tek kurtuluş bilsek de
Onlara ağa iken şimdi köle olsak da
Binbir kılığa girip yollarında ölsek de
Yine bizi sevmiyor nankör Avrupalılar
Sevmiyor şerefsizler, ama bunu on yaşında çocuğa sorsanız nedenini bilir. Tarih boyunca analarını ağlattık ama onlara eziyet etmedik. Şimdi üye alsalar nüfusa göre Almanya'dan sonra ikinci oy fazlalığı bize geçecek. İyi kötü Almanlar menfaat olunca bizden yana olurlar ya, onları da sindirip bizi almıyorlar ve bu Hristiyan kulübüne asla almayacaklar.
Kabahat şimdi dövende mi, sürekli yalakalık yapıp dövülende mi? Kararı okuyana bırakıyorum.
Yüreğine sağlık hocam, Allah razı olsun.
Selam ve sevgiyle.
Siz hakkı söyleyin de okumayan okumasın, duymayanlar duymasın Hocam.
Kaleminize sağlık.
Nede güzel anlatmışsın Mehmet ağabeyciğim. Maalesef gittikçe daha da kötüleşiyor, türk isimlerini bile yakında unutacağız. Yüreğina sağlık sevgi ve saygılar.
Yüreğine sağlık üstadım sokaklar tvler avrupalı oldu yani onlar gibi rezilleşiyor ortalık günbegün.Tvlerde her çeşit rezaletin binbir türlüsü var.Sokaklardada gün geçtikçe dizboyu rezalet.Allah sonumuzu hayra yetirsin.Mevlam görelin neyler neylerse güzel eyler.Allaha emanet olunuz saygı ile ümüt güngör
BİR MİLLET DEĞERLEİRNE SAHİP ÇÇIKMADIĞI SÜRECE EFENDİMİZİN BUYURDUĞU GİBİ O KAVME BENZEMEYE MAHKUM ..RABBİM HAKİKATİN IŞIĞINDAN AYIRMASIN DİLEYENLERE DE HİDAYET NASİB ETSİN DUYARLI KALEMİNİZİ KUTLARIM HOCAM SELAM VE DUALARIMLA
Her halimiz benziyor tıpatıp aynı olduk
Yine bizi sevmiyor nankör Avrupalılar
Ne verdilerse bize sansürlemeden aldık
Yine bizi sevmiyor nankör Avrupalılar
Maalesef ki öyle...
Bakalım nereye kadar bu hal böyle devam edecek...
Tebrik ve saygımla
Değerlerimizin biz farkında değiliz.Ama Avrupalı bizim değerlerimizi bizden daha iyi biliyor...O değerlerimizi kendi toplumuna nasıl benimseteceğinin heaplarını yapıyor.Bizse onların çöme attığı değerlerine bir kurtarıcıymış gibi körü körüne sarılıyoruz. Halbuki kendi kültürüne sahip çıkamayan milletler, başka milletlerin elinde oyuncak olurlar.
Tebrik ederim şiirinizi ve sizi...
Sevgiyle kalın.
BENCE ONLARIN NANKÖRLÜĞÜNÜ ARAMAK YERİNE KENDİMİZİ YARGILASAK DAHA İYİ OLMAZ MI DOST.
ONLAR ZATEN BİZİ İSTEMİYORLAR.
BİZ ONLARA YALVARMIYOR MUYUZ 'BİZİ ALIN' DİYE.
YİNE DE ŞİİRİ BEĞENDİM DOST.
TABRİKLER
Öyle bir hale gelmeliyiz ki..
Avrupalılar
Türkiyeliler olmak istesin.
Serzenişlerinizde haklısınız
Güzeldi değerli büyüğüm, değerli hocam.
Şiirinizi okuttuğunuz için teşekkürler...sızlasa da yürek ... geçici üye olduk ya belki bu sayede... :) Ama bu da geçer...
Tebrikler başarılı şiirin şairine...Saygılarımı sunuyorum efendim...
Bu şiir ile ilgili 14 tane yorum bulunmakta