Göklerde dalgalanır, sancaklar her zaman,
İmparatorluk büyür, destanla adanır.
Zaferle gelir rüzgar, hilalle gelir iz,
Her bir dalga, her sancak, milletin yoludur.
Savaşla büyür ülke, her zaman zafer gelir,
Aşkı koyduk masaya biz
Rakı beyaz yüzler kara
Herkes dürüst bu masada
Hesap gelince susara
Sen “seviyorum” dedin
Rakı masasında herkes ermiş,
Bir kadehle Hak yoluna girmiş.
Gündüz kul hakkı yiyen adam
Gece vicdanla barışa girişmiş.
Rüzgâr eser Tuna boyundan,
Bir sızı düşer yüreğime.
Taş köprülerin gölgesinde
Bir sevda kalır gizlice.
Dağlar duman, yollar gurbet,
Bu yerler dar gelir şimdi yiğit adımlarına
Sükût çöktü vatanın en gürlü yarınlarına
Bir sancak düştü sanki göğün alnı üstünden
Hilâl ağlar gizlice dağların omuzlarına
Akşam çöker Selimiye’nin avlusuna,
Gölge uzar, sesler yavaşça susar.
Bir nöbetçi kalır gecenin içinde,
Bir de içinden konuşan hatıralar.
Taş duvarlar bilir gidenleri,
Selimiye Kışlası’nda
Gece ağırdır.
Sessizlik emir gibidir,
İtiraz edilmez.
Koridorlar uzar,
Sen orada, bir yerlerde,
Bir denizin kenarında, belki de uzak bir sokakta.
Ben burada, bir sensizlikte,
Bir yalnızlık içinde, senin yokluğunda.
Zaman geçer, ben beklerim,
Akşam iner omuzlarıma ağır ağır,
Güneş çekilirken senden kalan sızı büyür.
Penceremde mor bir suskunluk,
Sokak lambaları birer birer içimi yakar.
Çayım soğur, saatler ilerler,
Sensiz odam nefes almaz, karanlık,
Duvarlarda yankı olur sessizlik.
Adın düşer gecelerden kalbime,
Her an biraz daha büyür eksiklik.
Saat durur, zaman küser bana hep,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!