Kahr-ı hümâyûnun ile lerzân olur arş u zemîn,
Savt-ı tîğin susturur fitne-serây-ı kîn.
Seyf-i kazâ çektiğinde mahv olur ehl-i nifâk,
Bir nefesle hâk olur bâtıl, olur hakka yakîn.
Saçımda aklar belirdi, ey dil, ne çâre var,
Geçti bahâr-ı ömrüm, hazân oldu rûzigâr.
Aynaya her bakışımda söyler bana zaman:
“Ey gönül ehli, sabır kıl, bu da kaderden kâr.”
Kıta 1
Yolumu kaybettim benlik içinde
Adını andıkça kalktı perdeler hep
Bir secdeye sığdı bütün dertlerim
Sensiz geçen günler bana yük imiş
Ey genç,
Bu toprak sana masal anlatmadı,
Gerçek bıraktı.
Her karışında bir bedel,
Her taşında bir yemin var.
Bayrak iner içime gece vakti
Yemin durur suskun kalbimin içinde
Adım silinmiştir kayıt defteri
Vatan yazar aklımın en derininde
Karanlık yollar bilir ayak izim
Yalnızım bu gecede,
Bir hıçkırık gibi yankı bulur sesim,
Dünyanın içinde kaybolmuş bir avare,
Ve ruhum, yıllardır uyumayan bir çılgın.
Her bir yıldız, sanki bir yara,
Yoruldum sensizliğinden
Duygularını hissedemeyişimden
Yanımda yoksun
Tükendim hasretinden
Geceler uzuyor omuzlarımda
Hırçın gönlüm bir isyanla yanar,
Adaletin peşinden hep koşar.
Yolum belli, karanlıkta bir yıldız,
Zorluklar bana güç verir, ışık saçar.
Asil bir ruh var içimde derin,
İki kadeh durur masada,
biri senden bana, biri benden sana.
Camın içinden bakar gece,
sessizce çoğalır kelimeler aramızda.
Parmak uçlarımız masaya değince
Sabah ezanıyla uyanır şehir,
Martılar çığlık çığlığa göğe uzanarak çizer kaderi.
Boğaziçi mavi bir bilezik gibi sarar kıyıları,
Bir yanda umut, bir yanda telaş yürür caddeleri.
Vapur düdükleri duyulur sisin içinden,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!