“Seni beklesem, beklesem”
(Fazıl Hüsnü Dağlarca)
Seni beklesem, beklesem
Zaman ömrümü silse, silse
Kan ve süt
Kadındır, anamız, bacımız ve de sevgilimiz
İşte kızımız
İlik bir, aynı kan ama süt dişimizde
Doğurmak dişimizde
Kaos
Karşılaşmak
Bir uzaylı bir dünyalı gibi
Her daim ilk karşılaşmalar
Rastlaşmalar
Kaos mu desem Paradoks mu
Günlük konuşmaların dışına çıkıyorum
Düşüncelere dalıyorum
Her şeyi herkesi dışarıda bırakarak
Döndüğümde bir başkayım
Bir teneffüs, nefesle
Kapalı
Okurluğum dağınık
Yine abdestsiz açmışım şiir okurluğumu
Ben zaten kusurluyum
Şairlerin kusurları da çok değiyor bana
Kapılar
İlk evim annemin rahmi
İkinci evim vatanım
Sınırları devletimin duvarları
Devlet babamız, bacamız
Kapı tokmağı,
Kapının kulağı olmaz mı kapı tokmağı.
İstersen zile bas,
Kapının zihni olmaz mı kapı zili.
Olmadı yumrukla,
Kapının ruhu olmaz mı kapı tahtası.
Eski kapıcıların çocukları
Belki şimdi birer patron oldular
Eski işçilerin çocukları
Belki her biri asgari ücretli oldu
Bir kapıyı tutmak önemli
Tutamayan kapı kalır
Evde kimse yok mu?
Kapıyı bir kişi mi açar
Hiç kimse açmaz mı?
Pir kişi mi açar
İnsan ne ister
Evi sırtında gamı yavaşlığında,
Ormanda tüm hayvanları geçmiştir.
Yavaşlığı ondandır.
Hayvan âleminin önünde aslan olmasın da tavşan olmasında
İhtiyacı yoktur dur.
Kaplumbağadır.




-
Naki Aydoğan
Tüm YorumlarBen bana kalırken dürüst olmak gerekirse sana ve senin gibilere kalmam ünlü olmam yok olmamla alakalıdır. Onda bunda şunda bende yok olmam onlarda var kalmam. Kim yaratır beni ve kim doğurur ikinci kez ve çok kez. hakkım var verirsem kendimi o kendiliğe o kendilik içinde kendimi tanırsam tanınırım.