Zuhur eden bir gaflette
Mapus kalan bir özne
Tasavvurunda eksik kalan
Yalınayak kar üstünde.
Şevki ile fevri aynı kefede
Kış sustu,
karanlık çekildi köşesine.
Toprak,
yorgun uykusundan kalktı usulca.
Bahçıvan göründü bahçede
Gün olur ki
Parlayan her cam kristalleştikçe
toz duman olur
Gözün değdiği alınganlık
dağılıp kavrulur
Zerresine düşen ateş sıcaklığı
Fırtınalı bir gecede
rotasız bir tekne gibi
savrulur insan,
bazen bir çift söz yeter
ya batmaya
ya da kıyıya varmak için bir umuda.
Birlikte sustuğumuz,
tümcelerimiz vardı dile gelmeyen.
Yokuşunda tökezlenen,
kurulu bir düzende
doruğuna varmadan vazgeçilen.
Iki dağın arasında
Motiflere sığdırılan mozaiği
Her ilmiğe atılan
Sözlere gizlenir ana teması
Çocukluğun oynandığı
Atlas kilim üzeri.
Gün ağardı artık gözlerin ferine,
Karalama tahtasında
sıralanan her tümcenin kelimesine
Şerefine fondip mi demeli...
Hayaller kurulduğunda masaya,
Gecenin karanlığını dağıtan
Denize yansıyan sonsuzluktur umut
Yaşamın ağacında beslenen
Kalplere açan bahar çiçeğidir umut
Yanan meşale karanlığa karşı
Ömüre kattığımız zaman diliminde
Ekilen sözler yol,can olur şafak vaktinde
Her uyanış selam olur
Doğunun yüreği kızıla büründüğünde...
Bakır sini üzerinde kurulan sofrada
Düşün sadece,
Tanımadığın birinin omuzuna başını koyabildiğin an
Susuyor zaman.
Ve o sessizlikte konuşuyor
insan.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!