Önce idam edipte, sonra yargılayanlar,
Bu vebalin yükünü, kırk yılda kaldıramaz.
Rejimi diktatörlük, gibi algılayanlar,
Kendileri kansa da, milleti kandıramaz.
Asırlarca “devletin malı deniz” dediler,
Tek kişilik değil, dünya sahnesi,
Çoklukta birliği, bulmaktır hüner.
Başlara beladır, rolün sahtesi,
Kişi; olduğunca, olmaktır hüner.
Evrendeki çarklar, dönmez feleksiz,
Yalın ayak, baş kabak, hüzün dolu çöllerden,
Gidiyorum meçhule, Bağdat değil, Şam değil.
Serap görmem mazurdur, uzaktayım göllerden,
Bu Leyla, Mecnun gibi, bir efsane nam değil.
Bata çıka yürürüm, dertlerim kalkar şaha,
Bana telkin verme, hoca efendi,
Havf Ve Reca ile bir ömür gitti.
Tanrı reva görmüş, kulu beğendi,
Ne korku tükendi, ne umut bit bitti.
Hele cehennemle korku salınca,
Sevgi kulda başlar,O Şah’a gider,
Aşkın sırlarını kaç-anlar vardır?
Nefisten dolanır ervâh’a gider,
İki kanat takmış ne canlar vardır.
Birin ikincisi,ikinin üçü,
“İnsanlar uykuda” diyor peygamber.
İşte bahar size, uyanma yeri,
“Ölünce uyanır” imalı haber,
Şahitlik ediyor, inanma yeri.
Döndü yine mevsim, kıştan bahara,
Ne gözden ıraksın, nede gönülden,
Tanıyor cananım, tanıyor içim.
Bülbülün olduğum, bir şeyda dilden,
Anıyor cananım, anıyor içim.
Baharından, yazdan, sonbahar kıştan,
Konuştuğun söze dikkat ederek,
Ağzını sıkı tut, sırrın çıkmasın.
Sırrınsa, o senin içinde gerek,
Ele destan edip gıybet yıkmasın.
Git bir kör kuyuya, oraya bağır,
Aklım mı, fikrim mi, bilgim mi kıt ki,
Yapmk istmediğim şeyleri yaptım.
Söylemle eylemim o kadar zıt ki,
İyiyi kötüyü iç içe kattım.
Her zaman şaşırdım sağımla solu,
Etle kemik, kanla ilik,
İnsan bunun neresinde
Çok aradım didik didik,
İnsan bunun neresinde.
Fizyolojik çatıda mı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!