Karşılıksız kalmaz hiçbir iyilik,
Kıymetini bilen, olur elbette.
Veren el üstündür, yoksa ikilik,
Yerine kat be kat, konur elbette.
İyilik yapana yakışmaz övünç,
Ne gelirse hoştur, sevdiğim senden,
Bunlar benim değil, senin eserin.
Tezahür ettirdin, kendini benden,
Benim değil gönül, gönüldür yerin?
Bilmezdim bildirdin, kapılar açtın,
Karanlık geceme ziyalar doldu,
Kalbimin matemi, yası kalmadı.
Her taraf mir-adı mücella oldu,
Gönül aynasının, pası kalmadı.
Kurt ile kuzuyu, yan yana kattık,
Kalp Rabbani her latife, tecelliler mekânı.
Hem izafi sıfatların, ezelliler mekânı.
Niyet iman tasdik için, emelliler mekânı,
Sıdk, huşu, ihlâs, tevhide, temelliler mekânı.
Genetik dokularla, anatomik yapımız,
Âdem, Havva, şeytandan, bizlere miras kalan,
O günden bu güne dek, nefisle ruh çatımız,
Güzel ahlak, kötü huy, helal haram ve yalan.
Üst üste bina gibi, iyi kötü katımız.
Acelen ne biraz bekle, akıbet,
Karanlığı boğar boğmaz gelirim.
Kaçamam ya, yine beni takip et,
Ay ufuktan doğar doğmaz gelirim.
Ne saat var, yaşayacak önümde,
Ah kadın milleti, ah şu erkekler,
Cinsi lâtiflere, ne diller dökmüş.
Utangaç tavırlı, hele ürkekler,
Sevgili önünde, diz üstü çökmüş.
Kimi “selvi boylum” diyerek söze,
Karşılıksız kalmaz hiçbir iyilik,
Kıymetini bilen, olur elbette.
Veren el üstündür, yoksa ikilik,
Yerine kat be kat konur elbette.
İyilik yapana yakışmaz övünç,
Mana mı öz mü hangisi kolay?
Eylem mi söz mü, hangisi kolay?
Güdül ek gütmek, ütülmek ütmek,
Sürtülmek sürtmek, hangisi kolay?
Ufuklardan şafak söktüğü zaman,
Her seher, her seher uyanabilsem.
Yâr zülfüne güneş düştüğü zaman,
O’nu seyretmeye dayanabilsem.
Ah bir bağışlansam kendi özrümce,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!