Arasına kurşunlar, dökülmüş duvar gibi,
Örülmeyi bilseydik, kim ederdi ihanet,
Mayınlarla dolmazdı, güzel yurdumun dibi,
Zarar ziyan görmezdi, bin yıllık bu emenet.
Kardeşlik ağacını, sulamayı unuttuk,
Yoksullarla kaynaşıp,
Gülen varsa övünsün.
Dertlerini paylaşıp,
Bölen varsa övünsün.
Kutsal bilip devleti,
Yiğitlendim, yerden yere nefsimi,
Serdim amma, seremedim, O serdi.
Din adına, batıllaşmış, eskimi.
Yerdim amma, yeremedim, O yerdi.
Aşk gelip de, sarartınca rengimi,
Yolum Hak Muhammed, delilim Ali,
Makamı vahdette, demişiz beli.
Bu sırrı çözemez cümle ahali,
Ellerin üstünde Muhammed eli.
Dün dünde kalmış sa, neme gerek dün,
Bir gün pişman olur, geri dönersen,
Dik başlı gururu, vur da öyle gel.
Gönülden bağlanıp, candan seversen,
Kalbini burguyla, bur da öyle gel.
Sükünet yurdunda acil gerekmez,
Bütün âlemlere rahmet müjdesi,
Bilinmeyen, nice sırlar var onda.
Her varlıktan görünüyor veçhesi,
Felek onda, devran onda, şar onda.
Hakikatı sınırlanmaz zamanla,
Kötülere, kötülüğe, zalimlerin zulmüne,
Kılıç olun, süngü olun, kalkan olun, yay olun.
Yaratılmış her ne varsa cümlesinin önüne,
Aydın olun, ışık olun, ayna olun, ay olun.
Her bir birey maharetli, arı gibi çalışa,
O şehvetli vakit saat dolmadan,
Bezm-i elest nidasını duymuşum.
Anam babam tam vesile olmadan,
Her nasılsa “ol” emrine uymuşum.
Habersizken ne aktan ne karadan,
Gönüllü, gönülsüz, iyilik yapan,
Karşında diklenip durur diyorlar.
Her çeşit muhannet silahı kapan,
Seni can evinden vurur diyorlar.
Alacağı olan her zaman haklı,
Bela istekle başlar, ihtirasla çoğalır,
Nefisleri azgınlık, arzu şehvet uyarır.
Doğrular olmasaydı, yalanlar var olur mu?
Eğri yaydan düzgün hedefine tam varır.
Ne gelse başımıza, bilinçsiz davettendir,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!