İlâhiyat Fakültesi okudu. “Kur’an’ı Anlamada Siyâkın Rolü” başlıklı çalışmasıyla yüksek lisans; “Tefsir Usûlünde Mekkî-Medenî İlmi” adlı teziyle doktorasını tamamladı. Alanıyla ilgili araştırmalar yapmak üzere MEB. bursuyla bir yıl Mısır’ın başkenti Kahire’de bulundu. Tefsir alanında profesör oldu. 8 tanesi basılı kitap olmak üzere 100 civarında akademik makalesi bulunan Ünver, Kırgızistan’ın Oş şehrindeki Devlet Üniversitesi Teologiya Fakültesinde misafir öğretim üyesi ve Türk tarafı dekanı olarak görev yaptı. Hollanda’da Lahey Büyükelçiliği Din Hizmetleri Müşaviri ve Hollanda Diyanet Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yaptı. Arama-Kurtarma, İnsani Yardım ve Ekoloji oluşumu olan GEA ve aynı zamanda AFAD gönüllüsü de olan Ünver son yıllarda tefsir çalışmalarını öykü ve roman tarzına yöneltti. Fadime Uslu’nun öykü yazarlığı atölyesine katıldı. Öyküleri ve şiir denemeleri antoloji.com, Litera Edebiyat, Edebiyat Haber, karnavaldergi.com, İshak Edebiyat, Kibele Kültür Sanat, hikayelerimizden.com, Novelius Edebiyat ve secmehikayeler.com gibi edebiyat mecralarında yayımlanmaktadır. Evli ve üç çocuk babası olan Ünver, Arapça, İngilizce, Rusça ve Kırgız Türkçesi bilmekte ve çalışmalarını Ankara’da sürdürmektedir. Kitapları: Tefsirde Öteki -Celaleyn’de İsrailiyat- (2.Baskı, 2017), Hurufîlik ve Kur’an -Nesimî Örneği- (2003), Tefsir Usûlünde Mekkî-Medenî İlmi (2001), Kur’an’ı Anlamada Siyâkın Rolü (1996), Kur’an’dan Mesajlar (2000), Tefsir Tarihi ve Usulü, (editör Bahattin Dartma, 2010), Sorular ve Cevaplarla Avrupa’da İslâmi Hayat (M. Malkoç, V. Yalçın, M. Yılmaz’la birlikte, 2014), İslâm ve Aydınlık Mesajı (2017), Lügavî Kur’an Okumaları (Muhammed Şehrûr’dan çeviri, 2001).
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!