Yetmiş yıllık hikâyeydi onunkisi
Kaya olmuştu artık
Kök olmuştu yüreğine
Gitmezdi, gidemezdi bir yere artık
Sökülemezdi mezardan başkasına
Hani derler ya hayatta
Kardeşleri birbirine
Dost da düşman da eden
Anne babalar olur yeri gelince
Daha dört beş yaşında ya var ya yok
Salmışlar köy okuluna o yaşta
Çiçek bozuğu suratlı, çakır gözlü
Sarı saçlı oğlanı
Sarı çocuk düşünceli
Sarı çocuk dikkatli ve de pek alıngan
Her bir şeyi içine atmaya yatkın
Öğretmene verilen bir tencere yoğurt
Mümkün kılmıştı o yaşta kaydı
Ve demiş öğretmen
"Neyse gelsin gitsin bakalım hele bir
O yaşta bir şey öğrenmese de
Alışmış olur okula, sıraya
Sonraki seneler rahat eder bir yerde
Anadolu'da köy hayatı o yıllarda
Herkes için zordur ve kasvetlidir
Baba Ankara'da kapıcı bir apartmanda
İki büyük abisi de yine gurbette
Biri memur İmar-İskan'da
Öteki inşaatlarda tesisatçı çırağı
Çalık çocuk da annesiyle bozkırda
Çocuk mocuk ama o yaşta
Sabahın köründe koca sığırları
Bir başına katar sürüye
Koyunları keçileri otlatır merada
Aileye bayağı bir destektir yeri gelince
Memur abisi çıka geldi bir öğle sonrası
İlçede resmi bir işi mi varmış neymiş
Evde esti bir bayram havası
Anne ne koyacağını şaştı önüne
En çok da ak pekmezi tabak tabak
Evin büyük oğlu olarak
Her zaman en iyisini kendine sayardı hak
Yumuşacık bazlamalarla
Bana bana götürdü ak pekmezleri
Ak pekmez deyip geçmeyin
O tarihte köy evinde baldan gönüllü
Normal pekmez belki bulunurdu her evde
Ak pekmez çok azdı ve değerliydi her evde
İznim bu kadar benim deyip gitti ağabey
Çalık suratlı bebe de geldi okuldan karnı aç
Ağasından boşalan ak pekmez tabaklarını gördü
Daha yıkanmamış, ortalıkta öylece duruyordu
Bazlamalarla silinip süpürüldüğü öyle belliydi ki
Benim diyen çift öküzleri
Tarlalarda ancak bu maharette çızı çekerdi
Yol yol olmuş tüm lokmalar ortada
Çalık oğlanın da canı çekti ak pekmez
"Ana, ağamın şu tabağına biraz da
Benim için koy ak pekmez ne olur,
Canım çok çekti, hem de kursağım
Sabahtan beri aç"
Dellenme lan bebe
Ak pekmezi ben ağana koydum
O da çok yedi evde az kaldı
Ana ne olur azıcık da olsa bana da koy
Ağamın şu tabağının üstüne azıcık döküver
Dellenme dedim ya sana lan sarı
Al şu çöreği kemir dur yok başka
Alıngan oğlan çok karardı
Ve küstü anasına
"Ben de daha bu evde durmam," deyip çarptı kapıyı
Çarptı çarpmasına da nereye gidebilirdi ki
Evin hemen üst yanındaki tepede
Mezarlığı vardı köyün, korkardı oradan gidemezdi
Hava alaca karanlık gibiydi zaten
Akşam ezanı okunalı bir hayli de olduydu
Eteğindeki dere boyundan
Ana yola doğru yürüdü hışımla
Şakirlerin Fadime Teyze gördü onu yolda
"Lan sarı oğlan! nereye böyle bu vakitte deli gibi?"
"Fadime Teyze," dedi "ben eve gitmeyeceğim,
Anama çok darıldım
Koymadı bana azıcık ak pekmez
Ağama koymuş kepçe kepçe halbuki
Bana da ancak bayat çörek verdi yiyeyim diye"
Ah sarı oğlum bunun için anaya darılınır mı
Gecenin bu saatinde köye iner kurtlar domuzlar
Sen en iyisi, gel yine evine dön oğlum, inat etme
Karanlıktan da mezarlıktan da korkardı ya
Döndü eve pis pis çalık oğlan
"Ah oğlum," dedi anası, "bak koydum,
Sana da ak pekmez, hadi otur ye."
Yemeyeceğim işte yemeyeceğim
İstemiyorum senin kokmuş ak pekmezini
"Ah oğlum inat etme gel ye işte."
"Ölürüm de yemem, yemeyeceğim işte."
Ağlaya ağlaya, çeke çeke içini,
Aç karnına döndü arkasına yattı yatağına.
Kayıt Tarihi : 14.10.2026 22:49:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!