Zaman geçse de seni;
Nasıl unutsun bu yürek
Herkes oğlum deyince
Gözlerimden
Yaşlar fışkıracak
Yavrum dünya,
Çileler gözyaşım oldu döküldü
Evime ocağıma incir ağacı dikildi.
Sevgilerim, zehir oldu, beni yok etti
Zehirlerim panzehir olmadı, yine zehir oldu.
Derinden derine dalmış ela gözlerin.
Ay yıldızlı bayrakların gölgesindesin.
Yüzündeki çizğiler anlatıyor endişelerin.
Bilirim kahpelik yapanların karşısındasın.
Üzülme doğruluk hazinesinin üstündesin.
Kahrın içindeki saklı olan lütfu bilemezsin.
DOST YOK
Derdimi söyleyemedim kimselere
Güvenemiyorum sahte gülüşlere
Dili başka,kalbi başka sefillere
Uyanık geçinen fitnelere
Dünya burası cilvesi nazı bitmez
İnsan oğlunun isteği daim sınırsız
Tek kaygısı boğazlar meselesidir.
Boğaz bitince giyinme,o da bitince
İlk önce başımı koyacak bir dört duvar
Sonra ayağımı yerden kesecek araba
Durgundur gönlüm hep durgun,
Yemişim feleğin sillesini yorgunum, yorgun.
hep karadır bahtım kara,
Yaralarım kanar,yaralarımı kimler sara
Islak gözlerimden, sızlar yüreğim.
Sevgiden yana hep olmaz dileğim.
Kelimeler, kitaplar anlatamaz bazen duyğuları
Kalp dili kulanan insan aşar geçit vermez dağları.
Gönül ehli olan, yüreğiye yürüyen insanı kamildir.
Bir bakışta sezer insanların kalbinde olan marazı.
Mustafa Kurtbey
Duygu yüklüyüm
Kar yağdıran bulutlar gibi
Rüzgâr savuruyor yüreğimi
Nereye gittiğimi bilemiyorum,
Dalıp gidiyorum okyanuslara.
Ucu yok,bucağı yok umutların
Ekimin sonu,
Hava sıcak
Oturmuşum tek başıma
Yalnızlığı bırak.
Siğaramı yakmışım,
Geçmişi geriye at.
Evvelden bakmadınmı benim yüzüme
Kaderin karası sürme çekti gözüme
Sen akılsızlık ettin uydun el sözüne
Vefasız, akılsızlıkla bindin kara trene
Kalakaldın ortada kimse bakmaz yüzüne




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!