Hangi duvarı yıkık görsem
Geçmiş her lahzanın Saikleriyle usanmadan yüzleşsem
Yaratılan adına, umut saflığında, düş sığınağında, kader söylensem
Aklın ihtiyacını bilmeden, inşirahı dilemeden, bir taklidin kendisiysem
Gözyaşı için yanarım, duygusallığı ne sanırım, hesabı kime bırakırım dersem
Yoksun
Ne yapsam ne yazsam
Mısraların diliyle anlatsam da yoksun
Haşyetin
Ürpertisiyle güne başlarken
Perakende,toptan ve daha sonra,toptancılara mal satan fabrika,kurarak sahibi olmuş,bir çok insana iş imkanı sağlamış oldukça başarılı bir insan.
Saygı duymamak,şaşırmamak mümkün değil,gıpta ile nazar ettim, baktım birde kendime, fakat mukayese edemedim,aramızda bulunan farkı açık,seçik bir şekilde sorguladım.
Babam tek amcaları olmasının yanı sıra,Sümer bez fabrikasından emekli ve dar gelirli olması sebebiyle,her sene Ramazan ayında, amcamın canlı hatırası olan yengemi gönderirler ve sevgili yengem ihtiyaçların tespitini yapardı.
Bir yıllık ne ihtiyaç varsa,her şey dahil alınır,biraz da harçlık vererek hayır dualarla başka ihtiyaç sahiplerinin, yardımına gitmek için, vedalaşarak helallik alırdı.
Yengem çok hayır öğütlü,birazda peşin sözlü,ama oldukça samimi,son derece geçim ehli,çileyi tanımış,sabırla yudumlamış, ama kimseye yansıtmamış bir hanımefendi idi.
Allah rahmet eylesin,şimdi aramızda değil,bu fani dünyadan,zamanı gelen herkez gibi aniden,amcamın sevgili hanımı olan yengemde,dareyn saadetine göçüp gitti,evinde misafir bulunduğun her an ilgisini ve ikramını hiçbir zaman ihmal etmemişti,Allah’ın rahmeti üzerine olsun.
Şayet ihsan edeceksen acıma
Halimin sefilliğine bakarak sende diğerleri gibi aldanma
Ruhunla barışık anla ve kalbinin itminanlığında hakkaniyet varsa
Nefesler sahibine kefildir
Artık beklenen vakit gelmişti
Yüreği burkan heves, dirliğe muhtaç nefes biçare kalıyordu
Gözler ne kadar okusa da, halin efkârı anlaşılmayınca, sancılar başlıyor acıyla
Sızlanmak kar etmiyor, nefes muhabbetten arîleşiyor lakin anlamak kalbe erişmiyor
Suskun kelimeler yüreğimden feryad ederek çıkyordu
Hiçbir kaygı taşımadan, sineyi burkmadan, ne derler merakını taşımadan
Yılların kaybolmuşluğuna uhteyi bırakıyordu, gönlüm sürurla aşk yaşıyordu
Gel sevgili gel, bir ömre bedel, gönül ister görmek seni, aşkın bir şaher diyordu
Yâdınla teselli olurken ne haldeyim bir bilsen, ibretle nazar etsen
Ufuklar bir bir perdelerini çekip karanlığın kollarına şevkimi göç ettirdiğini bilsen
Bahtım için nihayetin çığlığı hüzünle seslenirken, sinemin hıçkırıklarını dinlesen
Ne kadar çırpındığımı görsen, gönül kapımın kapandığını artık kime söylesem
Ne hikmetse hala direniyorsun
İçinde kaybolduğun girdabını farketmeden sessizce inliyorsun
Akıttığın gözyaşlarını heveslerine malediyorsun, mağfireti niçin göremiyorsun
Uluhiyeti şehretmek için niye geçikiyorsun, takkik edip felahın için direnmiyorsun
Hicrana bezenen yüreğim
Çınar altında tarih soluyordu
Saçlarıma düşen yapraklar
Kopan aşkı mı hatırlatıyordu
Gökyüzü alımlıydı kararan için
Anılanla
Halleşmek için
Çekildim mütevazı bir köşeye.
Bir müddet
Sonra başlamıştım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!