Nasıl olduğunu bilseniz!
Nelerden vazgeçerdiniz!
Yakar, dağlar, kanatmaz,
Bir dirhem acıyı tattırmaz.
Cefa, sıkıntı haz’a dönüşür.
Şimdi nefesim içim mukadder olan ne varsa
Sine yansa, kalp sızlasa, dil kurusa, göz kamaşsa, yaşamak umutsa
Rüyalar ilham olsa, hülyalar ufku kuşatsa, akıl iradem için refik olmayınca
Hesap karmaşık olunca, içinden çıkılamayan buhran konuksa, soralım naif insana
Gün
Doğanı göçeni yaşayanı
Dün
Gizemlerde kalan
Her türlü yaşanmışları
Gidiyorum...
Nefesin bahşedilmişliğine, hakikatin ruhuma temaşa eğledği firkati ülfetine
Ne söylesem, yıllara sari sükutumu bir bir şehredip ayan etsem
Aşkın abadına gönlümü hasredebilsem ve umutlarımın sultanına iltica etsem...
Ey can neyleyim seni, aşka hasret bendini
Sende terk edip gideceksin bir gün benimi
Teni neyleyim, teri neyleyim sen anla beni
Mananın ahengine kandır, meşkle sula beni
Hani şu görünen canlar var ya inanırlar aşka
Ruhumun vecdine
Kalbimin yıllara sari hicran serverine
Hasret adına
dillenen kederin haline
Böyle söylemek geliyor içimden
Fakat hangi telden, nasıl birgönül nağmesinden
Hissiyatı yoran halden, endişeyesevk eden şüpheden, hüzün vadeden demden
Hangi meyanın terennümüylemelalimi yoklasam
Bezgin meramın korkularınıyaşasam, sual etmek için gönül kapını çalsam
Yüreğimden feryat ile yankılanıyor
Ayyuka çıkan küfrün ayak izlerinde
Bayrakları bayrak yapan bu toprakta
Dinimübin’e saldıran sürüler çoğalıyor
Beşeri istekleri sistemi korumak adına
Artık beklenen vakit gelmişti
Yüreği burkan heves, dirliğe muhtaç nefes biçare kalıyordu
Gözler ne kadar okusa da, halin efkârı anlaşılmayınca, sancılar başlıyor acıyla
Sızlanmak kar etmiyor, nefes muhabbetten arîleşiyor lakin anlamak kalbe erişmiyor
Suskun kelimeler yüreğimden feryad ederek çıkyordu
Hiçbir kaygı taşımadan, sineyi burkmadan, ne derler merakını taşımadan
Yılların kaybolmuşluğuna uhteyi bırakıyordu, gönlüm sürurla aşk yaşıyordu
Gel sevgili gel, bir ömre bedel, gönül ister görmek seni, aşkın bir şaher diyordu




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!