Ne zor sensizlik bir başına koca dünya yükü
Anlatacak bir kişi bile bulamamak omuzlarındaki derdini,
Günler birbirine giriyor
Güneş doğuyor, batıyor,
Günler birbirine giriyor,
Nice yıllara, nice aydınlıklara,
Seninle geçen her an, bir armağan bana.
Hayatının ilk yıllarında koruyan bir duvar oldum,
Şimdi sen büyüyorsun, ben seninle gurur duydum.
Gülüşlerinle aydınlansın yolun,
Nice yüzler gördüm, kalabalıkla övünen,
Çevresi sarılmış, sahte zevke bürünen.
Bilmezler ki her sinek, bir çöplüğe can atar;
Ucuza açılan gönül, tez vakitte batar.
İtibar dediğin, ince bir sırda saklıdır,
Bir gonca gül sıyrılıp çıkıyor çalıların arasından
Salınırken kan damlıyor dikenlerin battığı yarasından
O nasıl bir nida ki, tüm dilsiz canlıları ediyor uykusundan
Sindi canlı cansız ne varsa o gülün korkusundan...
Senin acı son, bana vuslattır ölüm
Adı Nihat değil, İnat'tır aslında,
Trabzon'un dış mahallesinden yükselen bir seda.
Gönlünün şatosunda yaşayan, bilge bir eda,
Zorlukta eğilmeyen, soylu bir rüya.
Kendine efendi, hür bir kalemkâr,
Katıksız, duru, gönlü pırıl pırıl.
Niye bu denli çok sevdim ben seni?
Bana bakmayan o gözlerini mi?
Yoksa hiç dolmayan boş yerimi mi?
İnan ki ben de hiç bilmiyorum...
Gönlüm bir kör kuyu, derinlerdeyim,
...Bırak artık sevgiye dair, şiiri şarkıyı sözü
Hadi ben çağırmadım da, sen niye gelmedin
Uzaktan severek, neredeyse bitirdik yazı
Hadi ben çağırmadım da, sen niye gelmedin...
Dokunup koklamadan bu sevda vuslata nasıl eresi
Niye her zaman, her şeye,
Gülüyon diye sormayin bana,
Artık üzülmek ağlamak kesmiyor,
Gözyaşlarım yetmiyor bana...
Yüzümde asılı duran bu maske,
Niyet bir tohumdur gönül bağında,
Vakti gelince boy verir önünde.
İster ovada ol ister dağında,
Kendi ektiğin durur yönünde.
Görünmez bir mizan kurulur gizli,
Niyet ettim İlâhî, döndüm bugün yoluna,
Sildim mâsivâ izini, geldim Hak dergâhına.
Eski ben bitti artık, yeni bir cân doğuyor,
Ramazan feyzi kalbe, rahmet olup yağıyor.
Nice hayır işine, azmettim ben bu sefer,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!