Ne acıdır bilmezsin,
"O" deyip nefessiz kalmak,
Kafanın içinde binlerce kelime,
Tek birini söyleyememek...
Y
Ne kötüdür elini uzatıp tutamamak,
Elinde güç olanlar estirir
Haksızlar haklıları bastırır
Suçlular günahsızı astırır
Ne hak kalmış ne de hukuk...
Adam zannettiğimiz palavracı
Ne başlangıç ne de son, bir anlık sözleşmeyle
Gözümü açtım yokuşa, o sonsuz yükselişle.
"Varım" dedim, yandım, kül oldum bu büyük sırda,
Aradım kendimi, kayboluşun bin gizeminde.
Bazen Habil’e özenir, masumiyete bakarım,
Bu bayram gönül kapım kapalı, penceremse kilitli,,
Siyah perdeler çekik, küçük birışık sızmaz içeri.
Ne affı, ne bayramı? Helallik mi? Affetmek mi?
Yaralar taze, izler derin, dinmez yüreğimin kederi...
Ne tatlı sözler, ne sahte gülüşler,
Ne bir mevzi tuttum, ne kalkan gerdim,
Gönlümü önüne serdim de geldim.
Haklı çıkmak değil, sadece derdim;
Ben sana içimi dökmeye geldim.
Zerre telaşım yok üstün gelmeye,
Ne bir söz, ne bir ses, sessizce geleyim sana,
Sadece kokun içime aksın işlesin, susulca,
Üstüm sen koksun, dudaklarım değsin boynuna,
Biliyorsun, orası benim tek, gizli sığınağım.
Sessizliğin uğultusu, kelimeler fuzuli kalır,
Ne bir takvim bilir seni kadın, ne de geçen yıllar,
Yüzünde bir bahar güneşi, yüreğinde dinmeyen pınar.
Sen ki, evlatla torunla, bambaşka bir dünyan var,
Hem ana oldun, hem de anaanne ve de babaanne, güzel bir rüya.
Oysa resimlerde gördüğüm, daha dünkü taze bir filiz var ya,
Zaman sana dokunmuş, ama gençliğin baki sarı papatya...
Gel ölelim ve yeniden doğalım hayata,
Özgür olduğumuz geçmiş bir zamana,
Bir soluk mesfesiyle geleyim senin yanına,
Cam cama olmayı ne çok isterdim...
Bir sen olsan birde delice aşkın,
Ne demek ben sende neyim...
Güftesi yazılmayan
Yaşayan bir şiir
Bestesi yapılmayan
Yaşlanmayan bir türkü
Notası uçuk kaçık
Neden sana "git" diyemiyorum bilmiyorum,
Ama "kal" demeye de mecalim yok artık.
Islak sokaklarda yankılanıyor sesimiz,
Biz bu hikayede çoktan yarım kaldık.
Belki de yarım kalması lazım her şeyin,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!