Telefonun ucunda hasretler tattın mı hiç,
Azık diye gecelere melodiler sattın mı?
Aldatan aldatana dünyada be gülüm,
Sen hiç kendini yalnızlığınla aldattın mı?
Uçmayı denedin mi kırık kanatlarınla
Karanlıklardan aydınlığa,
Bunca çile bunca keder içinde,
Gönül için ayıracak zaman yok.
Bıkıp usanmadı felek zulümden,
Elbet biz de pes etmeyiz, aman yok...
Nice umutlarla düştük yollara,
Uzat deme ellerini, uzatamam artık,
Bir zamanlar el ele idik deme.
Öylesine yıktın ki gururumu,
Öylesine uzak çarpıyor ki artık senden kalbim,
Ellerim yanıma düştü uzatamam...
Hasretlere tutunup geldim bunca yollardan,
Bir tek meyve yemedim, güvendiğim dallardan,
Can deyip, dostum deyip, güvendiğim ellerden,
Şimdi, boynuma yağlı kementler takılıyor...
Gönül sevgide Yunus kadar engin olsa boş,
Kader diye boyun eğsek ne çare,
Ne sevgi ne ikrar kar etmez yâre,
Elbet düşer gönül o kara yere;
Yanarım da el değmemiş gülüme,
Yardan ayrı gidilmiyor ölüme...
Bilmeyenler öğrene, gönül incisidir aşk,
Bakmaz acı çekene, öylesi sinsidir aşk.
Susuz çölde yol olur, arı ile bal olur,
Çiçek olur, dal olur, mucize cinsidir aşk…
Boyu, posu bilinmez, gönüllerden silinmez,
Küçük düşlere sığmıyor büyük umutlar,
Gölgeler serinletmiyor gönül sıcağını,
Hiç bir renk Mor kadar muhteşem değil,
Uykular hiç bu kadar acıtmamıştı canımı,
Ne engeller aşmıştım oysa sevgi uğruna,
Kaç bahar sürüklenmişti peşinden
Gam yurdunda geçti çileli ömrüm,
Düşmanım yoruldu, dostum da vurdu.
Yüce mevlam vurmaz mazlum kuluna,
Yazdığı kadere küstüm de vurdu...
Yeşeren yaprağı düşürdüm yere,
Neye yarar gülüm hayat dediğin
Sensiz yaşanırsa aşk neye yarar.
Karakışa döner baharım bile,
Aldığım her nefes ömrüme zarar…
Günümün gecesi olur kapkara,
Sevmek ha,
Yok böyle bir şey, olmaz arkadaş,
Sevmek,
Olsa olsa kendini sevmek, hayatı, kaderi sevmek
Yıllarca boşa verilen emekleri, vefasızlığı, hasreti,
Acıma duygularını, gurbetin yollarını, dağları, dereleri,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!