Sen adam olmazsın ferinde yanıp erirken saatin sarkacına meram bağlamış olan mum,
Seyreder durursun ömür heybesinde bugünü var yarını yok darıdan bulgurdan yavan yaşık sofrası öğünü hiç bitmez sandığın badesi ve vadesi DOLUDAN; bu bir ÇEVŞAN sarhoşluğuna pervane olmaktır esersin bağdan tarladan bostandan ve bahçeden, belki bir avuç asma kuru üzümü yahut nohut kavurgası değilse bir yudum suya parmak uçlarınla dokunduğun deli gönüllerden burkulmuş bulanmış ırmaklar gibiye, ağlar mısın çağlar mısın belli etmeyerek etrafını saran sonsuzluğa; ve avuçlarından damla damla dökülüp akarak, belki bir dahaki şafakta varsın burda, belki akşamı bulmaz, sessiz fısıltılarla çağrıldığın acı yellerin ve mektubu görülmüş rüyalarıyla düşer gölgenin peşinden akşamın yokuşu aşağısına mezun olduğun dünyadan çekmiş çıkışmış, sırrı hikmeti bilinmez esrarengizlere süzülüp gitmişsin.
Seyfi
sırt çantalı bir duman gibibir melekle çarpışan kelebeğin kanadından dökülen toz
bir çağlayanda sürüklenen bir dal parçası gibi
istemediğimiz yerlere giderse aşkımız sevgilim yalnızca kanatlarına güven
kendi yarattığımız boşluğun ucunda sıkı sıkı tuttuğumuz bir kapı koludur yaşam
ve aşk, en derin kuyumuza düşen keman yürüdüğümüz yollar daralırken




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta