Bir şeyler söyle pirim gecemizi anlatan
Deniz boyunca uzanan sahili
rüzgar ile dans eden mehtabı,
Etrafımızdaki sıra sıra dizili ağaçları,
çocuk çığlıklarını,
Dünyaya gözlerimi açtığım evdeyim
İnsanın evi gibisi yok dediği yerdeyim
Bir kış günü
dışarıda lapa lapa kar
Karla ilk buluşmamız gibi
Belli ki yağmur yağacak sokaklarına
Rüzgar her zamankinden biraz daha serin
Gökyüzünü kaplamış hüzün bulutları
Belli, az kalmış ağladı ağlayacak
Öyle bir aşk ki her kalp farklı tarif etti
Kimi anlatabilmek için aşkını
Mecnun ile Leyla’dan bahsetti
Kimi anlatılmaz, yaşayan bilir dedi
Kimi aşk yolunda kendini feda etti
İki örgülü iple kurban gitti
Doğmak ayrılık, ölüm vuslattır bu düzende
O’ndan geldik O’na dönüyoruz en nihayetinde
Düzenin en güzel hali değil mi ?
Mümkünde en mükemmeli alemde
Saat gecenin bir yarısı
Sol yanım yine seni andı
Önce gülüşün geldi aklıma
Sonra,
seraplar bitiverdi çöle dönmüş sol yanımda...
-
Ayrılık zor her ruh-i beşere
Anımsayıp hatrına gelince
Bir arzu serpilir içine
Aşk arzusudur bu, vuslatı hakikate.
Bir hayal kurdum seninle
Sık sık düşünüp bozulmasından korktuğum.
Gökyüzüne bakarken bir yıldız ilişti gözüme
senin de o yıldıza baktığın hissi doğdu içime
Hissime bulaşan bir hayaldi belki de...
Mazide kaybolup giden yitik sözcükler
Özü unutulup kabuğu kalmış yitikler
Bir koca karı hikayesiydi mesela yitip giden
Yitirmeseydik anlardık belki
Eskilerin hami olan erkeğe neden koca dediklerini
Allah’ın emaneti olan kadına neden karı dediklerini
O güzel şehirde,
deniz boyunca uzanan o sahilde
Bir bankta oturmuş seni düşünüyorum.
Gecenin zifiri saatlerinde
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!