Güneşin bağrında buz tuttu sular;
Ayazın kalbinde volkan uyandı.
Mevsimler şaştı, sustu rüzgârlar;
Zaman bir sarkaçta takılı kaldı.
Kimi gün vahasız çöllere daldım,
Havalanmış gider telli turnalar,
Selamımı götür Bitlis iline.
Yüreğimde sönmez bir ataş yanar,
Düşmüşüm gurbetin gaddar eline.
Aman felek, geçit vermez dağların,
İnce bir dumanla başlar bu sızı,
Söndürür ruhunda parlayan yıldızı.
Güler yüzle gelir, gizler hırsızı,
Ciğeri köz eyler, yakar sigara.
Gençliğin baharı döner hazana,
Kar boran kaplamış vadi yolunu
Felek kırmış kanadımı kolumu
Bitlis diye seçtim sağım solumu
Özlem yüreğimde çağladı bugün
Deli gönül konmaz oldu dallara
Ne yedi iklimde biriken servet kâr eder cana,
Ne sırma kaftanlar merhem olur ruhtaki kana.
Fıtratın ak sütüyle mayan çalındıktan bu yana,
Sığmaz cihana cevherin, sığar bir tek vicdana.
Kimi atlas libas içinde nefsinin kölesi,
Ruhlar âleminde, kader vaktinde,
Kaderim kara deftere yazmışlar.
Bilirim, gülmem hiç ben bu âlemde,
Her günümü binlerce "ah"a yazmışlar.
Gönül dayanmaz zor bir ayrılığa,
Şafakla bükülen yorgun bellerin,
Toprağa can veren nasır ellerin,
Ziyan olan onca uzun yılların,
Neden solduğundan haberin var mı?
Bir buğday tanesi bin ahla büyür,
Tütünün dumanı savrulur gider.
Gençler gurbet elin kahrını çeker.
Kadim şehir mahzundur, sitemini der
Eski çarşıların hiç tadı kalmadı.
Zengin olan gider, fakir hep burada
Ufukta bir leke, dünün karası,
Yüreğinde sızı, bitmez yarası.
Ey yolcu, durma artık o viranede,
Gözünde yaşla, durma pervanede!
Yine efkâr bastı garip gönlümü,
Hasretin elinden nârdayım bugün.
Gurbet ele verdim ahu ömrümü,
Bitmez tükenmez zordayım bugün.
Yolların tozuna sürdüm yüzümü,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!