Dedim: “Gel, seninle canan olalım.”
Dedi: “Can olmayan cananı bilmem.”
Dedim: “Aşk bahrine kulaç atalım.”
Dedi: “Dalgalarla yarışı bilmem.”
Dostun bahçesinde gül açtı bugün,
Aydınlık günlere yol açtı bugün,
Yârin dillerini bal açtı bugün,
Sevgi şerbetini içer bu gönül.
Duman çökmüş, seçilmiyor dağ yolu;
Gurbet elde kime uzatsam kolu?
Yüreğimde bir dert var ki çok dolu;
Anlatsam sığmıyor dile, efendim.
Duvarda asılı eski bir resim,
Çıkmıyor hatırdan o nazlı isim.
Zamanın çarkında büküldü belim,
Efkarın elinde bir garip sesim.
Engin uçurumlar aşılmaz olunca,
Dostun cemaline firkat kalınır.
Adap ve gayret gerek dostluk bağında;
Nâdan kişi ile yolda kalınır.
Zamanla beraber meşrep bozuldu,
Ey gönül, kapılma fani düşlere,
Şu yalan dünyanın sonu var elbet.
Baksana felekte dönen işlere,
Her bir yazılanın günü var elbet.
Yüksek uçma, bir gün inersin düze,
Avcı şahin gibi ne gezersin peşimde?
Ömrü hebâ kıldın, ne geçti ele?
Bir lütuf yerine bî-had çile aldın;
Gam ile ödeştim, borcum ne felek?
Gâh göğe çıkardın, gâh yere çaldın,
Bir garip kuş gibi kondum dalına,
Bakmadın gönlümün perişan haline.
Ömrümü bağladım zülfün teline,
Sevda yollarında tozdayım bugün.
Gözlerin ufkumda sönmeyen fener,
GELECEEĞİN DESTANI
Bırak o geçmişi, bir yıkık şehir misali,
Her köşesi yas, her taşında bir vebal.
Gözyaşı değil, artık bir paslı zincir,
Ruhuna çöken, bitmeyen bir hal.
Güneş garba erdi, gölgeler uzar
Hangi yol biterse orada huzur var
Zaman her sabırı kalbe de yazar
Menzile yaklaşan bir yolcuyum ben
Toprak fısıldar şimdi eski günleri




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!