2008 yılında Yozgat'ta doğdu. İlkokulu Türkmenistan'da, ortaokulu Ankara'da okudu. Halen İLKA İslami İlimler Kız Akademisi'nde öğrenci.
Mehmet Akif Ersoy'u anma adına düzenlenen etkinliklerde kompozisyonda il genelinde ödül aldı.
Genç şair adayımız Türkçeyi kullanma yeteneğinin yanı sıra iyi derecede Arapça bilmektedir.
En karanlık gecelerimde,
Bir gençlik sayhası çınlıyor kulaklarımda.
"Geri dön, kurtuluş buradadır, geri dön" deniyor.
Ve kabuslarımda binbir kılıç çekiliyor.
Namluların uçları gençliğime doğrultuluyor.
Peki ya bu çığlık, beni nereye götürüyor?
Şimdi neler neler öğrettiler bana,
Üstümden geçen yılların hesabını,
Çocukluğuma kestirdiler.
Neydi suçum günahım bilmem.
Bir sevgi borcuna harcadım ruhumu,
Ne yağmurlar yağdı ben altında kendi ellerimle söktüm çatımı.
İlk gittiğin anda
zihnimde bir tarih belirledim senin adına,
O gün, benim için öldüğün gündü hesapta.
Kalbimde bir mezar açtım,
Karanlık ve soğuk bir yermiş anlatıldığı kadarıyla,
Ruhumdan kopardığım çiçekleri diktim toprağına.
Hayat bu yoldaşım,
Nice sevgiler tükettik, yaşlar, sözler.
Ne çok yola girdik kestirmeden,
Bazıları çıkmaza itti bizi bilmeden.
Durup bir nefes vermeden, koştuk tozu dumana katmayı es geçmeden.
Şimdi dur diyor polis, "belgen var mı senin genç yaşına rağmen?"
Gönüllerden akanlar arşa uzanıyor.
Dudakların kımıltısından dağılan sayhalar,
göklere erişiyor.
Kaz ayaklarından sızıp toprağa karışan bir şeyler var.
Dillerin ucundan dökülecek her laf,
Son nefeslere ferman yazacak.
Hayatı sorardım babama,
üç sayfa ile anlatırdı bana.
Doğmak, yaşamak ve ölmek...
Bu kısacık zamanda bu üç sayfa da anlatılırdı ancak.
Hayat defteri aralanıyor kör bir sabahta,
Masanın üzerinde ki parmak tıkırtıları,
İnsan nedir?
Alnına çalınmış karayla,
Kanına karışmış göz yaşıyla
Doğar bir güz sabahında.
Kimilerimiz yaşamak der nefes alışlara,
Kimimiz kin güder özünde olan toprağa.
Bıçak,
Kör, paslı, kanlı, bıçak...
Ruhumu deşmek için var,
İçinden oluk oluk akacak irini gözler önüne sermek için yaracak.
Açacak göğsümü, ferahlatmayacak.
Masada dönerken bıçak, ucu göğsüme doğrultulacak.
Buğday, bolluğun simgesiyse eğer,
Nedendir buğdayın öğütülmüş tanelerini yerden toplayan çocuklar?
Şarkı söyleyen bir kadını dinleyen binlerce adam,
Tek bir bebeğin çığılığını duyamadılar.
Toprak yeşertmekteyken yüzlerce çiçeği,
Kim onları toplayıp götürebilir,
Ey kara yazgım,
Ey kanıma susamış çakallar!
Bu sabah ben yine uyandım.
Gözlerimi bir kez daha kızıl güneşe açtım
Nefesimi kısacık aldım yinede geri bırakamadım.
Ciğerim doldu doldu, o soğuk soluk her zerreme dek ulaştı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!