Bir, ötenaziyim ben.
Umudun, kulakları doldurmadığı,
Ruhunda, bedeni dolduramadığı bir ötenazi.
Ölümün, tek çare oluşunun, uzun uzun anlatıldığı, ötenazi bir hastayım.
İçinde, yetim öksüz yaraları olan biriyim.
Basitliğin, en çok uğradığı, soğuk kışta otobüslerin durmadığı durağım.
Mesela!..
Örselendiğinde bir adam
Ve topa tutulduğunda bir yaşam,
Artık fark edilecek şey en aşağıdadır.
Nakşedecektir beyinlere karanlık fikirler,
Sonrasında da ağır ağır gelecek, toplar, tüfekler.
Ey azizim!
Şimdi bu satırlarda anlatacağım şeyler bir tek seni alakadar eder, bilmelisin.
Seyrettim bugün üstü örtülü toprakları,
Dinledim rüzgarları, yağmurları...
Ve beş kuruşa muhtaç babaları.
Bir parça ekmeği çok gördüm ve sadece izledim martıları.
Pençelerinin arasına sıkıştığımda hayatın,
"Yol yok, dön geri!" deyip yola vurulduğunda ayaklarım,
Son umudum sensin...
Durdum, baktım göz ucuyla olan biten her ne varsa.
Kavradım, anladım, çoğu duygu ve ilke azınlıkta.
Lakin ben, nereye baktım?
Ey insanlar!
Bana bir kalem veri.
Rengi siyah olmayan,
Kusurlarımı örtmeyen,
Yazdıklarımı silmeyen bir kalem.
Daha doğrudan anlatacak olursam,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!