İlk, orta ve lise öğrenimini Elbistan'da, üniversite eğitimini İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde tamamladı. 2003 ten beri hakim olarak görev yapmakta. Evli ve dört çocuk babası. Şiirleri Türk Dili, Edebiyat Ortamı, Şiar, Âsî, Hece Taşları, Teferrüc, Dilhane, Açıkkara, Hayal Bilgisi, Şehir Defteri, Yarpuz, Gergef gibi dergilerde yayımlandı. Klaros Yayınlarından çıkan iki şiir kitabı bulunmakta.
İsli gaz lambasının yağlı katran kokusu
ve titrek ışığında bir çocuğun uykusu
silindir sobaların kızaran yanakları
mevsimin ürpertici uğuldayan rüzgârı
Ah bir gece volkan gibi yanmıştı ya bahtım
tüm renkleri bağrında tutan kanlı siyahtım
bir zemheri mevsim idi bahçemdeki yazlar
sahilleri sarmışken o ürkek yakamozlar
bir sükûnet toplarım rengi kaçmış akşamdan
bir sancı gözlerimden geçer sendeleyerek
bir buğulu serinlik koklarım gökyüzünden
bir tılsımlı kumaştan elbisemi giyerek
bir türkü ırgalanır mecalsiz dudağımda
Bir an ki öyle durgun, öyle nefessiz zaman
bakışları enginde sanki asılı kaldı
hudutsuz ufka doğru genişleyen asuman
hızla çarpan kalbine, daraldıkça daraldı
ürpertiyle dinledi acziyetin sesini
keyfin yerine gelmez ne yesen ne içsen de
zinhar düzeltemezsin beş karışlık façayı
salımlı tablet gibi içine salmalısın
şöyle dilini burkan bir bardak demli çayı
gündelik keşmekeşle boğuşurken nefessiz
Ey sevgili, yar göğsümü, kalbimdeki yerine bak
Peşindeyim gölgen gibi üç beş adım gerine bak
Öyle hemen fark edilmez biraz dinle biraz bekle
İçimdeki volkanları görmek için derine bak
Bilinmez nasıl döngü, ne türlü bir demdir bu
Maziden istikbale, belki bir kademdir bu
Şu ihtiyar dünyanın alnına nakşedilen
Akışı yönlendiren, kaderdir, kalemdir bu
Bin dokuz yüz doksan üç on yedi şubatında
Eşref paşa dediler, uçaktaydı dediler
Yanında dört subayla tam da başkent sathında
Düştü kaza dediler, su-i kast! demediler
Neydi Eşref paşayı hedefe koydurtan sır
gün geceye sarılıp sessizce uyuyunca
depreşir sızıların gün kurusu suçlardan
yoldaşlık eder sana ıssızlığın boyunca
çıkıp gelen bir yangın şu kızıl yamaçlardan
bir dehşet kanatlanır içinde birdenbire
Mehmet OSMANOĞLU
Bu mevsimde gökyüzünden yağmur yağmalıydı bombaların yerine
kırılmış güneş ışığı değmeliydi tenine
zulmün tek mevsimi var, tek rengi, kahrolası tek yüzü
kapatınca herkes gözünü çağların bitmeyen matemine




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!