kendimle başlayacak olursam eğer
eski bir adamım ben
çok eski…
öyle ikinci el falan değil
tozu üstünde antikayım
doğum tarihimi bilen yok
kimi sonbahar çocuğusun diyor
kimi akrep burcu…
işin aslı
Ganj kadar eski Nil kadar yaşlıyım
hangi kadrajdan bakarsan bak
bir nehirdir ömrüm
batan çıkan
bendinden taşan bir nehir
atını hep uçuruma sürmüş ve
düştüğü her uçurumun çetelesini tutmuş
sakat süvari
başkalarının yamasına teyel yapmaktan
kendi söküğünü dikemeyen meczup terziyim
bakmayın denizleri pupa yelken gezip
her limanda konakladığıma
kendimden başka limanım yok
demir attığım tek yer yalnızlık
belki Arşipel belki Akdenizliyim
karpit kokulu atölyelerde
çocuk olmadan büyümüş
büyümeden yaşlanmış
dilsiz bir rüzgarım
yamalı bir pantolon gibi
saklasam da yetimliğimi
doğum lekesi gibi sırıtır yüzümde babasızlığım
buruk doğum günlerinin baba’sızı
annesinin ilk göz ağrısı
anne annesinin gök gözlüsüyüm
boşuna kulak kabartmayın
mübaşirler seslenmez benim adımı
her gece kurşunlara gelirim de
hiçbir müezzin okumaz sela’mı
kimseyi vurmamak için
kendine dönen namluyum
eski bir adamım ben
çok eski…
bitmek bilmeyen bir uzun yol
durağa varmadan inmek isteyen
yorgun yolcuyum.
Ömer Yücekaya 2
Kayıt Tarihi : 3.11.2026 14:09:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!