Solgun çiçekleri gönül bahçemin
Suç kara bahtımda, gülümde değil.
Tadı yok yıldızsız, aysız gecemin
Gezerim, ağlarım...Elimde değil.
Kalemin payına düştüyse ağıt
"Bir kalem yaygarası" de gül geç alma kale
Akıl yaşın kemale erdiğinde anlarsın
Kundak kefen arası hep merhale merhale
Düz yol dizine çile verdiğinde anlarsın
Madem ki Sırat masal ölüm kötü bir şaka
Yokluğun câna cefâ, sevdan bir ömre bedel
Fîrâkın kollarına atıp gitme...Olmaz mı...
Yeter ki yanımda ol, vız gelir bana ecel
Kızıp tozu dumana katıp gitme olmaz mı...
Katran karası düştü gecemin siyahına
Vahada kendine mahal arama
Çıkar dünyasına çadır kurulmaz!
Miskini cezbeden çok hal var ama
Hayat mektebinde boş oturulmaz
Çalınca her cana özel o saat
Sen de bu âlemden gidersin evlat
Bozulmuş zembereği ilâhi kalp gözümün
Ufku menzile ırak; karayı ak okuyor...
Yaradılış gereği, balçık olan özümün
Suyu çekilmiş, kurak; genzim toprak kokuyor.
Gönül bir tuvaldir dil ise fırçan
Heceler rengârenk boyandır Asım
İblisse fırçana hükmeden hocan
Nakışın zamandan ziyandır Asım
Ne öfke diliyle ne kinle inlet
Dünyanın çivisi çıkmış yerinden
Dereler tersine aksa şaşırmam.
Kalp dilden muzdarip, alın, terinden
Göz helâle şaşı baksa şaşırmam.
Kaderin ördüğü ağ nakış nakış
Arzunun ayağı zemine bassın
Ne âfâkî olsun, ne de çok uçuk.
Varsın eller kızsın, yüzünü assın
Resûl'ün yolunu takip et çocuk!
Ne kalpte noksan var, ne dinde kara
Sorsalar karamsara "talihim hep kara" der
"Hasret koydu bahara, sitemlerim kar'a" der
Açılır serde baca derin bir âh yükselir
"Yüreğim paramparça, her parça bin yara" der.
Sükût-u hayâlime sebep ne diye sorma!
Zehir ol, yine süzül, yüreğime ak, yeter.
Acıma hiç halime; artık dilimi yorma!
Madem sitem söze zül; gözlerime bak, yeter.
Mutluluk veriyorsa feryâd figân edişim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!