Mazlum İnsanlar Şiiri - Kasım Kobakçı

Kasım Kobakçı
3394

ŞİİR


8

TAKİPÇİ

Mazlum İnsanlar

Zulmü gören mazlum insanların,
Ruhsal duvarları, yıkıktır hep.
Derin boşluk çıkar içlerinde,
Gizli mabetleri sarsılırken.
Dinmeyen ağrılar, başlar her an,
Çaresiz sızılar, sarmalar hep.
Şu acı gerçeklik, silinmez ki,
Yazım yanlışına, benzer aynı.
İşaret kazınır zihinlere,
Yırtılan karanlık tünel dardır.
Hayat, bitesiye onarılmaz,
Asla sunulacak madalyalar.
Yalan söylemlerle gelen beyan,
Sağaltmaz göğüsteki kederi.
Geliştikçe insan bedenleri,
Yırtılır dağlanan eski kabuk.
Yasadışı süren sömürüler,
Toplum şefkatinin kucağını,
Doldurmaz, verilen sahte para.
*
Yoksul terkedilmiş yığınların,
Zihinsel kentleri, enkaz dolu.
Siyah uçurumlar kazar devran,
Temiz umutları çiğnenirken.
Dinmeyen kederler, kök salar sırf,
Kimsesiz çığlıklar yankılanır.
O ağır tahribat, gitmez dünden,
Mantık safsatası, sayılır dert.
Çizgiler kazınır beyinlere,
Kırılan iskelet toparlanmaz.
Zaman geçesiye düzelemez,
Katiyen paylanan pırıltılar.
Bozuk niyetlerle sunulan laf,
Dindirmez tendeki fırtınayı.
Yüceldikçe toplum neferleri,
Çatlatır örtülen kara zarı.
Acımasız esen, sert rüzgarlar,
İnsanlık aşkının ocağını,
Telafi edemez, sahte elmas.

Hakkı gaspedilmiş kölelerin,
Düşünce ufukları, dardır pek.
Büyük fay hatları, geçer alttan,
Özgür yarınları, yok edilir.
Sönmeyen ateşler, yakar dilsiz,
Sessiz hıçkırıklar, boğar her dem.
O hazin yıkımlar, unutulmaz,
Hesap kurgusuna, eşdeğer salt.
Vurgular mühürler, fikirleri,
Sökülen tırnaklar, geri gelmez.
Nefes tükenene dek, geçemez,
Zinhar verilecek hediyeler.
Kötü dillerdeki, yapay ferman,
Unutturmaz baştaki sızıyı.
İlerlerken isyan saatleri,
Parçalar, sızlayan asil canı.
Kuraldışı ezen zorbalıklar,
Barış rüzgarının değerini,
Karşılamaz, saçılan altınlar.

Sesi susturulmuş aydınların,
Direnme güçleri, sınanır sırf.
Soğuk çatlaklara, sızar sular,
Aydınlık günleri kararırken.
Bitmeyen sorgular, yorar her gün,
Ağır sarsıntılar, duyulur hep.
O zifiri gölgeler, kalkamaz,
Kusurlu düzene, uyar hani.
Damgalar vurulur akıllara,
Kazılan mezarlar, sırlanamaz.
Vakit bitinceye dek, sarılmaz,
Tümüyle dağılan nişaneler.
Yüzsüz kelamlarla, çıkan metin,
Temizlemez ruhtaki lekeyi.
Çoğaldıkça devrim adımları,
Dağıtır çürüyen, paslı bağı.
İnsafsızca vuran, o zalimler,
Kardeşlik bağının kıymetini,
Ödeyemez, bankadaki miktar.
*
Yurdundan sürülmüş gariplerin,
İçsel dünyaları, yıkılır çok.
Oyuklar belirir sînelerde,
Kutlu inançları devrilirken.
Dinmez hastalıklar, tükenmez hiç,
Devasız sancılar, yakar elbet.
O dertli hikaye, bitemez ki,
Rota sapmasına, uyar sanki.
Çizikler atılır hafızaya,
Yıkılan köprüler, kurulamaz.
Çağlar, dönesiye atlatılmaz,
Kesinlikle gelen, rütbeler boş.
Sahte laflarla, inen risale,
Götürmez, baştaki felaketi.
Yürüdükçe vuslat yolcuları,
Acıtır, kabuksuz o bereyi.
Kuralsızca ezen despotluklar,
Birlik tutkusunun bedelini,
Dengelemez, dolan hazineler.

Kasım Kobakçı
Kayıt Tarihi : 18.2.2026 13:24:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!