Bugün yine sensiz yürüdüm mazide,
gezdiğimiz yerlerde hatıran kalmamış;
adını kazıdığım taşlar yosun tutmuş,
zaman sessizce oturmuş kendi gölgesine.
Yamaçlarda koyun sesleri,
uzakta dumanı tüten bir akşam vardı;
gölgeler uzadıkça eksildin,
ben seni yürüdüğümüz yollarda aradım.
Bir ağacın altında uzun uzun oturdum,
gövdesi hatırlıyordu bizi;
ben susmayı senden öğrendim,
rüzgâr tamamladı gerisini.
Bir çeşmenin başında durdum sonra,
suyun dili değişmişti senden beri;
ne içtikçe serinlettin beni
ne sustukça anlattın kendini.
Taşlara çarpıp dönen su gibi
konuşuyordu yalnızlık,
ben eğildim, sen diye suyu dinledim;
adın bile dudaklarımı serinletmedi.
Dağ gölgesinde uzayan ikindiler vardı,
güneş ağır ağır inerdi sırtımıza;
sen susardın, ben anlardım,
kelimeler henüz aşkı anlatırdı.
Şimdi aynı sessizlik
başka bir şey söylüyor bana;
anlaşılmak için çok geç kaldık,
kelimeler bile yüzünü çevirdi zamandan.
Bir yol bilirdik, haritasız,
tozu dizlerimize kadar çıkan;
dönüşü yoktu o yolun
ve biz bunu bilmeyecek kadar gençtik.
Şimdi yol duruyor yerinde,
gençliğimiz yürümüyor onunla;
ben hâlâ gidiyorum,
sen çoktan varmışsındır belkide
S.GÖL
Kayıt Tarihi : 2.2.2026 21:49:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!